Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2010/3383 E. 2010/5403 K. 19.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3383
KARAR NO : 2010/5403
KARAR TARİHİ : 19.10.2010

Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili için yapılan ilâmsız icra takibine itirazın iptâli ve takibin devamı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle karar başlığında davalı gerçek kişinin adının yazılmamış olması maddi hataya dayalı olup mahallinde düzeltilmesinin mümkün bulunmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekili 28.09.2009 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde dava konusu işle ilgili davacıya 17.000,00 TL ödemede bulunulduğunu savunmuş olup, buna ilişkin para tahsilat makbuzları ile senet teslimine ilişkin 19.10.2006 düzenleme tarihli tahsilat makbuzunu ibraz etmiştir. Davacı defterlerinde davalının 15.000,000 TL’lik ödeme yaptığı kayıtlı olup, bu ödeme düşülerek takip yapılmıştır. Ancak davacı şirkete ait 19.10.2006 tarihli tahsilat makbuzunda 2.000,00 TL meblağlı 20.12.2006 vade tarihli senedin davacıya verildiği görülmektedir. Sözkonusu senedin dava konusu işle ilgili verildiği ve ödendiğinin belirlenmesi halinde davacı alacağından bunun miktarının da düşülmesi gerekir.
Bu durumda mahkemece 2.000,00 TL meblağlı 20.12.2006 tarihli senedin davacıya verildiğine dair 19.10.2006 tarihli tahsilat makbuzuyla ilgili davacının beyanının alınması, sözkonusu belgedeki imzanın inkâr edilmesi halinde yöntemine uygun biçimde imza incelemesinin yaptırılması ve makbuzda belirtilen senedin dava konusu işle ilgili verilip ödendiğinin saptanması halinde davalının toplam ödemesi, davacının bilirkişi raporuyla belirlenen alacağından fazla olacağından davanın reddedilmesi, aksi halde şimdiki gibi kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru olmamıştır.
Kabul şekli itibariyle de icra takip tarihinden önce temerrüt ihtarı bulunmadığı ve sözleşmede kesin vade de kararlaştırılmadığından işlemiş faiz talebinin reddi yerine kısmen kabulü de usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Belirtilen sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 19.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.