Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/3945 E. 2010/13884 K. 25.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3945
KARAR NO : 2010/13884
KARAR TARİHİ : 25.10.2010

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı … A.Ş avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR

Davacı; Davalı Banka’ya ait kredi kartı bulunduğunu ancak 03/08/2006 tarihinde kartın çalındığını fark ettiğini, aynı gün Emniyet Müdürlüğüne başvurarak ifade verdiğini ve kartı hemen kullanıma kapattırdığını ancak çok kısa bir süre içerisinde kartı çalan kişilerce dava dışı firmalardan ve davalı …’tan 1.290.00. TL’lik alış veriş yapıldığını öğrendiğini, 03/08/2006 tarihli dilekçesi ile harcamaların kendisine ait olmadığını, diğer davalı bankaya bildirdiğini bilahare noterden ihtarname gönderdiğini, davalı Banka’nın ise hakkında icra takibi yaptığını, itiraz ettiğini belirterek, çalıntı kredi kartı ile yapılan harcamalardan dolayı borçlu olmadığının tespitine, haksız başlatılan takibin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …. Bank A.Ş; Kredi kartının davacının eşinin … yerindeki çantasından çalındığını, 5464 Sayılı yasanının 16. maddesi gereğince kart hamilinin kartını başkasına veremeyeceğinin yazılı olduğunu ancak davacının bu yükümlülüğüne uymayarak kartı eşine verdiğini ve bu sırada kartın çalındığını, çalıntı kartla işlem yapılmasına müsaade eden ve üzerine düşen kimlik kontrolü yapmadan harcama yaptıran üye … yerlerinin dava konusu olayda sorumlu olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Davalı … davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, Davanın kabulü ile; kredi kartı üyelik sözleşmesi nedeni ile talep edilen 2.027,98.-TL’den borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm, davalı ….. Bank A.Ş tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, Kredi kartının çalındığı gün Davalı Banka’ya başvurduğunu belirterek, kredi kartına konu harcamalar nedeni ile borçlu olmadığının tespitini istemiş, Davalı banka ise; kart hamili olan davacının kartını eşine verdiğini ve bu sırada kartın
2010/3945-13884
çalındığını, davacının bu nedenle ağır kusurlu olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Davacının kredi kartını dava dışı eşine verdiği, hırsızlık fiilinin bu esnada gerçekleştiği dosya kapsamına göre sabit olup, esasen bu husus mahkemenin ve tarafların da kabulündedir. 5464 Sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu 12. maddesinde “Kartın ya da 16 ncı maddede belirtilen bilgilerin kaybolması veya çalınması halinde kart hamili, yapacağı bildirimden önceki yirmi dört saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlardan yüzelli Yeni Türk Lirası ile sınırlı olmak üzere sorumludur. Hukuka aykırı kullanımın, hamilin ağır ihmaline veya kastına dayanması veya bildirimin yapılmaması hallerinde bu sınır uygulanmaz. Kart çıkaran kuruluş, yapılacak talep ve ilgili sigorta prim bedelinin ödenmesi koşulu ile kart hamilinin birinci fıkrada belirtilen yüzelli Yeni Türk Lirası tutarındaki sorumluluğunun sigortalanmasını sağlamakla yükümlüdür. Kartların sigortalanması ve sorumluluğun paylaşılmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.” hükmü mevcuttur.
Bu yasal düzenleme karşısında mahkemece, öncelikle davacının davalı bankaya hangi tarih ve saatte çalıntı ihbarında bulunduğu tespit edilmeli, bundan sonra birer örneği dosya içerisinde bulunan alışveriş fişlerindeki tarih ve saatlerle bu tarih ve saatlerin karşılaştırılması yapılmalı, böylece çalıntı bildirimin alışveriş tarih ve saatinde önce mi yoksa sonra mı yapıldığı tereddüde yer vermeyecek şekilde saptanmalı, çalıntı bildiriminin alışverişlerin yapıldıkları tarih ve saatten önce davalı bankaya ulaştığının tespiti halinde kredi kartı sahibi olan davacının bu kartı dava dışı eşine vermesi ve onun çantasından çalınmasına neden olmasından dolayı mevcut zararda müterafik kusurunun bulunduğuda gözetilerek kusuru oranında indirim yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Çalıntı bildirimi alışverişlerin yapıldığı tarih ve saatlerden sonra davalı bankaya ulaşmış ise bu durumda davanın tümden reddine karar verilmelidir. Mahkemenin bu yönleri gözardı ederek yazılı şekilde hüküm tesis etmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle bu aşamada davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, peşin alınan 110.00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 25.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.