YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6569
KARAR NO : 2010/13900
KARAR TARİHİ : 25.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı şirket vekili, davalının davaya konu taşınmazın satımı için tellallık hizmeti talep etmesi üzerine davalı ile 28.06.2005 tarihli sözleşme imzaladıklarını, bu sözleşmeye göre taşınmazın satımı için dava dışı alıcı ile anlaşarak bu kişiden 2.000 TL kaparo aldığını, alıcı ile yapılan anlaşmadan satıcı olan davalının bilgilendirildiğini, ancak davalının satımdan vazgeçtiğini beyan etmesi nedeniyle davalıya satışa davet için ihtarname gönderdiğini, davalının cevabi ihtarnamede satış için gelmeyeceğini bildirdiğini, ihtarnamede belirtilen tarihte tapuya gittiklerini, davalının da geldiğini, alıcının ise parayı hazırlamak üzere bankaya gittiğini, davalının tapu dairesine sırf ihtara uymak amacıyla geldiğini söyleyerek tapuda işlem yapılması için gerekli evrakları vermediğini ve satışın gerçekleşmediğini belirterek,3.780 TL komisyon bedeli, 6.300 TL cezai şart ve 55.40 TL ihtarname giderinin tahsili için davalı hakkında icra takibi yaptığını, davalının itirazı üzerine icra takibinin durduğunu, haksız itirazın iptali ile % 40 aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacı ile sözleşme yapılmasından sonra dava konusu dairenin sahibinin satış için rızasının devam etmemesi nedeniyle sözleşmeden caymak zorunda kaldığını ve durumu cevabi ihtarname ile davacıya bildirdiğini, ancak sözleşmeden caymanın yükleyeceği aşırı zararı düşünerek dairenin sahibini de yanına alarak ihtara uygun olarak tapu dairesine gittiklerini,alıcı olarak emlakçı firmanın sahibinin oğlunun geldiğini,alım satım bedelini hazır etmediklerini ve tapuda gerçek satış bedelinin göstermek istememeleri ve satış bedelinin hazırlıyoruz şeklinde güven 2010/6569-13900
telkin etmeyen beyanları üzerine taşınmazın satışının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davalının sözleşmeye uymadığı ve tapu dairesine icabet etmesinin sorumluluktan kurtulmaya yönelik olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı ile yapılan 28.06.2005 tarihli “Gayrimenkul satış ve kiralama sözleşmesi” başlıklı sözleşmeye göre davaya konu taşınmaza alıcı bulmasına rağmen, davalı satıcının sorumluluğunu yerine getirmediğini iddia ederek sözleşmeye göre belirlenen komisyon bedeli ve cezai şartın tahsilini talep edilmiştir. Taraflar arasında sözleşme yapıldığı ve taşınmazın tapuda devir ve satışı için davacı tarafından ihtarname ile belirlenen tarihte davalının tapu dairesinde hazır olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı davalının tapuda devir iradesi bulunmadığını, sırf ihtara uymak amacıyla geldiğini iddia etmiş, davalı ise sözleşme gereğince kendisinin sorumluluk altında bırakılmaya matuf olarak tapu dairesine davacı vekili ve şirket sahibinin oğlunun geldiğini ihtar tarihinde alıcının hazır olmadığını ve satış bedelinin hazır edilmediğini savunmuştur.
Davacı tarafından davalıya gönderilen 19.08.2005 tarihli ihtarname ile davalının satış için 26.08.2005 tarihinde Tapu sicil Müdürlüğünde hazır olmasının ihtar edildiği, davalı belirlenen tarihte ihtara uygun şekilde Tapu Sicil Müdürlüğünde hazır olduğu hususunun davacının da kabulünde olduğu, ancak karşı edimin ifası yönünden,satış bedelinin alıcı tarafından hazır edilmediği, bu hususun dava dilekçesinde davacı tarafından alıcının parayı hazır etmek üzere bankaya gittiği şeklinde ifade edildiği, ayrıca tanık olarak beyanına başvurulan alıcı 3.kişi tarafından da davalı satıcı ile bir araya gelmediklerine dair beyanıyla sabittir. Bu durumda, davacı tarafından ihtarname ile belirlenen tarihte alıcı 3.kişi ve taşınmazın satış bedelinin hazır edilmesine rağmen davalının kendi yükümlülüğünü yerine getirmekten kaçındığı hususu ispat edilememiştir. Mahkemece delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 25.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.