Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/827 E. 2010/6974 K. 15.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/827
KARAR NO : 2010/6974
KARAR TARİHİ : 15.06.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı işverenin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının maddi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma kararına uyularak bozma sonrası yapılan yargılama sırasında verilen ıslah dilekçesi nazara alınarak 28.488.47-TL maddi tazminatın 16.11.2001 olay tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde fazlaya ilişkin talep ve dava hakkını saklı tutarak 2000.00-TL maddi tazminat talep etmiş, mahkemece davacının karşılanmayan zararı 5.682.06-TL bulunarak talep gözetilip 2.000.00-TL’na hükmedilmiş, karar Dairemizce taraflar yararına bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyulmuş, yargılama sırasında davacı vekili 23.09.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 31.051.93-TL’sına çıkardığını bildirip nispi harcı yatırmıştır.
HUMK’nun 84. maddesi gereğince 4.2.1948 gün ve 10-3 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında da belirtildiği gibi bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Davacı başvuru harcı da yatırmadığı için bu ıslah dilekçesini bir ek dava dilekçesi gibi kabul etmekte mümkün değildir. Davacının açacağı ayrı bir dava ile bakiye maddi zararını talep etmesi mümkündür.
Mahkemenin aksi yöndeki uygulaması HUMK’nun 84. maddesine ve anılan İçtihadı Birleştirme Kararına aykırılık oluşturduğundan isabetsizdir.
Öte yandan dosyadaki kayıt ve belgelerden iş kazasının 16.11.2001 tarihinde cereyan ettiği, davacıya 16.11.2001-28.6.2002 tarihleri arasındaki dönem için SGK’ca 1.173.40-TL geçici iş göremezlik ödeneği ödendiği, 28.6.2002 tarihinde sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda zarar hesabının olay tarihi olan 16.11.2001 tarihinden yapıldığı hükmün 10.12.2009 tarihinde verildiği, hüküm tarihinde en yakın tarih olan 25.7.2009 tarihinde SGK’ca bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin 8.097.66-TL olduğu karşılanmayan zararın ise 36.432.69-TL(8.097.66-TL+1.173.40-TL) =27.161.63-TL olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece 27.161.63-TL maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken 28.488.67-TL’sına hükmedilmesi de mahkemenin kabul şekli bakımından hatalı olmuştur.
Mahkemece dava dilekçesinde talep edilen 2000.00-TL’sına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden karar bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine;
“1-Davacının toplam 27.161.63-TL maddi zararının bulunduğunun kabulüyle talep gözetilerek 2000.00-TL maddi tazminatın 16.11.2001 olay tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Bozmadan sonra ıslah yapılamayacağından ıslah dilekçesi ile talep edilen 29.051.93-TL maddi tazminat talebinin reddine,
3-Davacı tarafından 27.00-TL davalı tarafından 81.00-TL olmak üzere toplam 108.00-TL harç yatırıldığından harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 421.00-TL ıslah harcının karar kesinleştikten sonra talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 27.00-TL nispi , 10.10.-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 37.10.-TL harç giderinin davalıdan tahsili davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan toplam 828.00-TL yargılama giderinden takdiren 800.00-TL’nın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul edilen miktar üzerinden 575.00-TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, reddedilen bölüm üzerinden 3.305.19-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,15.06.2009 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Davacı, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak iş kazası sonucu sürekli işgöremezliğe uğradığı gerekçesi ile 2000 TL maddi tazminatın tahsilini dava etmiştir. Taleple bağlı kalınarak kurulan hüküm Dairemizce taraflar yararına bozulmuştur. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında davacı nisbi harç yatırmak suretiyle davasını bozmadan sonra alınan bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah etmiş, Mahkemece ıslah talebi de gözetilerek hüküm kurulmuştur.
Dairemizin çoğunlukla bulunan üyelerinin oylarıyla bozmadan sonra ıslah yapılmasının mümkün bulunmadığı, davacının başvuru harcı yatırmamış olmakla ıslah dilekçesinin ek dava dilekçesi olarak da kabulünün mümkün olmadığı gerekçesi ile ıslah ile talep olunan miktar çıkartılarak kararın düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
Kararın Dairemizce bozulması üzerine dava yeniden yargılama safhasına girmiştir. HUMK’nun 84. madde hükmüne göre yargılama bitene kadar ıslah yapılabileceğine göre davanın ıslahında usule aykırı bir husus yoktur. Bozmadan sonra yapılan ıslah yeniden delil toplanmasını gerektirmemekte, dolayısıyla davanın uzamasına sebebiyet vermemekte, bozma sonucu alınan rapor doğrultusunda müddeabih arttırılmaktadır. Ayrıca ıslah ile bozma sonucu kazanılmış hakların ihlal edilme durumu da söz konusu değildir. Açıkladığım bu nedenlerle bozmadan sonra yapılan ıslaha geçerlilik tanınması gerektiğini düşünüyorum.
Davacının nisbi harç yatırmakla birlikte başvurma hacı yatırmadığından ıslah dilekçesinin ek dava dilekçesi olarak kabul edilemeyeceği, açılacak ayrı bir dava ile bakiye zararın istenebileceği çoğunluğun kabulünde olup, buna göre de, adaletin en kısa zamanda tecelli etmesi ve usul ekonomisi bakımından davacıya başvurma harcını ikmal etmek üzere süre verilip, sonucuna göre işlem yapılması yönünde kararın bozulmasının usule ve hakkaniyete daha uygun olacağı kanaatindeyim.
Dairenin düzeltilerek onama kararında ıslah talebinin reddi ile davalı yararına nisbi olarak 3.302.19 TL Avukatlık ücretinin takdirine denilmiş ise de usulüne uygun olarak yapılmış bir ıslah olmadığı, ek dava olmadığı gerekçesi ile talep kabul edilmediğine ve reddine karar verilen kısım usulüne uygun dava edildiğinde davacı lehine hüküm altına alınacağına göre reddolunan miktar olarak değerlendirilip davalı lehine vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu düşünmekteyim.
Yukarıda açıkladığım gerekçelerle çoğunluğun görüşüne karşıyım.