YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1483
KARAR NO : 2013/1384
KARAR TARİHİ : 27.02.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Kadastro sırasında … Köyü çalışma alanında bulunan 135 ada 19 parsel sayılı 6750 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz taşlık vasfı ile tespit harici bırakılmıştır. Davacı …, irsen intikal, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli 135 ada 19 parsel sayılı taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılardan Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, kazanma koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve davacı tanığı dava konusu yerin davacıya babasından intikal ettiğini açıklamış, ancak davacının taşınmazda ne sebeple zilyet olduğu konusunda herhangi bir beyanda bulunmamışlardır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre davacının babasının belirtilen ölüm tarihi itibari ile terekesinin TMK’nun 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğuna göre TMK’nun 702. maddesi uyarınca mirasçılardan birinin terekeye dahil bir taşınmazın kendi adına tescili istemi ile dava açamayacağı kuşkusuzdur. Bu nedenle öncelikle davacı babasına ait veraset belgesini alıp dosyaya sunması için süre ve imkan tanınmalı, dava konusu taşınmazın davacının babasından satış, bağış veya terekenin paylaşımı yoluyla geçip geçmediğinin kendisinden ve yeniden yapılacak keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması; şayet bu yollardan biriyle davacıya intikal etmiş ise, davanın bulunduğu bu haliyle yürütülmesi ve aşağıda belirtilecek eksikliklerin giderilmesi zorunludur. Dava konusu parselin satış, bağış veya terekenin paylaşımıyla davacıya intikal etmediğinin saptanması halinde, davacının üçüncü kişi durumunda bulunan Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğine karşı tek başına açmış olduğu davanın reddine karar verilmelidir. Taşınmazın, yukarıda belirtilen yollardan biri ile davacıya intikal ettiğinin saptanması halinde ise davaya devamla, taşınmazın niteliği üzerinde durulması gerekir. Davalı Hazinece mera iddiasında bulunulduğuna göre Örençay Köyüne ait mera tahsis kayıtlarının olup olmadığı İl, İlçe Özel İdare Müdürlüğü ile Kadastro ve Tapu Müdürlüklerinden sorulmalı, varsa tahsisli mera kayıtları ile haritaları getirtilmeli, dava konusu parsele komşu parsellere ait kadastro tutanak ve ekleri ile kadastro sırasında bu parsellere revizyon gören tapu ve vergi kayıtları, ayrıca davanın açıldığı 2011 tarihinden getirtilerek geriye doğru en az 20-30 yıl öncesine ait (1981-1991 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğrafları Harita Genel
Komutanlığı’ndan, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar ise, İl Kadastro Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalıdır. Bundan sonra yeniden yapılacak keşifte uzman bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendisi, 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulu, fen bilirkişisi, teknik, komşu köylerden belirlenecek yaşlı, yansız yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla pafta ve fotoğraflar uygulanmalıdır. Hava fotoğraflarının çekildikleri, Kadastro Müdürlüğünden gelen paftaların ise, düzenlendikleri (1981-1991) tarihlere göre dava konusu taşınmaz bölümlerinin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar-ihyasının tamamlanıp-tamamlanmadığı veya hangi nitelikte bulundukları konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınmalı, uydu fotoğrafı ile dava tarihinden önceki evrelere ilişkin kadastro paftası harita çizim programıyla çakıştırılarak, harita, hava fotoğrafları ile tahsisli meraya ait kayıtlarla, komşu parsellere ait tapu ve vergi kayıtları uygulanmalı, dava konusu yerin tahsisli mera kayıtları kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmelidir. Taşınmazın bu kayıtlar, kapsamında kalmadığının anlaşılması halinde öncesinin kadim nitelikte mera olup olmadığı yöntemince araştırmalı, komşu kayıt ve belgelerin taşınmaz yönünü ne gösterdikleri, taşınmazın kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı üzerinde durulmalı; taşınmazın öncesi mera değilse uzman bilirkişiden tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine açık, imar ve ihyanın hangi tarihte başladığı ve tamamlandığını açıklayan, taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenmek suretiyle taşınmazın kadim meradan açılmak suretiyle elde edilen yerlerden bulunup bulunmadığına ilişkin rapor alınmalı, taşınmaz içerisinde ziraat arazisi olmayan yerler varsa bu yerleri de gösterecek şekilde kroki düzenlenmesi istenmelidir. Diğer edinme koşullarının gerçekleşmesi halinde 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde de yer alan sınırlamalar yönünden araştırma yapılmalı, davacı adına tescil koşullarının oluşması halinde TMK’nun 713/3 ve 4. maddeleri uyarınca ilanlar yaptırılarak gerekli süreler beklenmeli, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre şimdilik diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, 27.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.