YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10412
KARAR NO : 2010/12298
KARAR TARİHİ : 08.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.04.2009 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.05.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kayıtlarının düzeltilmesi istemiyle açılmıştır.
Mahkemece dava kabul edilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacının miras bırakanı olduğunu iddia ettiği “… oğlu …” mirasçılık belgesine göre 26.01.1942 tarihinde ölmüştür. Kayıtlarda düzeltim isteminde bulunulan miras bırakan “… oğlu …’in” taşınmazlarda payı vardır. Ancak yine kayıtların incelenmesinden kütüğün şerhler hanesinde “… oğlu … hissesine Üsküdar 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 28.06.2006 tarih 2005/38-450 sayılı kararı ve kayyım bürosunun 04.07.2006 tarihli yazısı ile İstanbul Defterdarı … Kayyım tayin edilmiştir” şerhinin işlendiği görülmektedir. Türk Medeni Kanununun 458. maddesince bir kimseye kayyım atanması onun fiil ehliyetini etkilemez ise de, ortada olan ve dava açılmadan önce tapu kütüğünün şerhler hanesine işlenen “kayyım şerhi” nedeniyle mülkiyet nakline neden olunmaması açısından kayyumun menfaat çekişmesi nedeniyle davada temsilci durumunu alması zorunludur.
Hal böyle olunca; dava, HUMK.nun 73. maddesi hilafına temsilciye yöneltilmeksizin eksik taraf teşkiliyle temsilci dinlenmeden iddia ve savunmaları saptanmadan sonuçlandırılmıştır. Hükmün açıklanan bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 08.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.