Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/11054 E. 2010/12330 K. 08.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11054
KARAR NO : 2010/12330
KARAR TARİHİ : 08.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.06.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil veya tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 06.05.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, yüklenicinin adi yazılı temliki işlemine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki talep ise sözleşmenin adem-i ifasından kaynaklanan tazminat istemlerine ilişkindir.
Davalı … iyi niyetle tapuda malik olduğunu, davalı … ise gerçekte bir satış işlemi olmadığını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Yukarıda belirtildiği üzere davada, yüklenicinin temliki işlemine dayanılmıştır. Gerçekten, dava dışı arsa sahipleriyle davalı yüklenici M.Erkan Tosun arasında biçimine uygun düzenlenmiş arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi bulunmaktadır. Bu sözleşmeye göre, tescili dava edilen A bloktaki zemin kat 24 numaralı bağımsız bölümün yüklenici olan davalıya bırakıldığı tartışmasızdır.
Bir tanımlama yapmak gerekirse alacağın temliki, alacaklı (yüklenici) ile onu devralan (üçüncü kişi=davacı) arasında yapılan ve borçlunun (arsa sahibinin) rızasına ihtiyaç göstermeyen kazandırıcı bir tasarruf işlemidir (BK m. 162). Yasanın 163.maddesine göre de temlik işleminin, yazılı şekilde yapılmış olması yeterlidir. Başka bir anlatımla temlik işleminin resmi biçim koşuluna uyularak yapılması gerekmez. Dolayısıyla, davacı yüklenicinin yaptığı adi yazılı sözleşmeye dayanarak talepte bulunabilir.
Öte yandan davalılardan …, diğer davalı yüklenicinin kayınvalidesi olup, dava konusu payı tapuda 26.05.2008 tarihinde satın almıştır. Kural olarak da Türk Medeni Kanununun 1023.maddesi uyarınca iyiniyetinin korunması gerekir. Ne var ki, 1023.maddede sözü edilen iyiniyet, hakkın doğumuna engel olacak bir hususun hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir. Bu durum Türk Medeni Kanununun 1024.maddesinde “bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmişse, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz” biçiminde vurgulanmıştır. Bu yüzden kayıt maliki olan davalı …’un durumunun Türk Medeni Kanununun 3. ve 1024.maddeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir. Mahkemece, açıklanan bu husus değerlendirme dışı bırakılmıştır.
Yapılan bu saptamalar bir yana bırakılarak, eksik araştırma ve inceleme sonucu kurulan hükmün bozulması gerekir.
Kabule göre de; davada ikinci kademede sözleşmenin ademi ifası sebebiyle Borçlar Kanununun 96.maddesine dayanılarak tazminat isteminde bulunulduğu halde, bu konunun dahi inceleme dışı bırakılması ve talep hakkında olumlu ya da olumsuz hüküm kurulmaması yanlıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 08.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.