Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/12691 E. 2010/14357 K. 20.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12691
KARAR NO : 2010/14357
KARAR TARİHİ : 20.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.04.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 20.08.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı, davalı yüklenicinin inşa etmekte olduğu 783 ada 530 sayılı parseldeki A Blok 1.kattaki 2 numaralı bağımsız bölümü adi yazılı sözleşmeyle kendisine temlik ettiğini, ancak tapu kaydını vermediğini, kendisinin üyeliğini tespitine, sözleşmenin feshine, ödemiş olduğu 13.250 TL’nin reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 16.06.2009 tarihli dilekçesiyle bağımsız bölüm için 4.650 TL iyileştirme masrafı yaptığını, bunun tahsilini, ikinci ıslah dilekçesiyle taşınmaza ait tapu kaydının iptali ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kesin hükmün varlığı nedeniyle reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki 2009/75 esas sayılı dosyadan, davacının mülkiyet aktarımına ilişkin isteğini satış resmi biçim koşuluna uyularak yapılmadığından bahisle reddolunduğu, yine taraflar arasında görülen 2009/431 esasdaki dava dosyasında ise, mevcut davanın derdestlik nedeniyle reddedildiği anlaşılmaktadır. Gerçekten, her iki dava dosyasında kurulan hüküm şekli anlamda kesinleşmiştir.
Davacı eldeki davada, davalının kurduğu üyelik sistemine üye olduğunun tespitini ve 06.05.2006 tarihli sözleşmenin feshi ile yaptığı 13.250 TL ödemenin davalıdan tahsilini istemiş, ıslah yoluyla bu isteğini iyileştirme giderleri olarak harcadığı 4.650 TL’nın da tahsili şeklinde genişletmiştir.
HUMK’nun 237.maddesi uyarınca, kesin hükümden söz edebilmek için tarafların, dava konusunun ve davada dayanılan sebebin aynı olması gerekir. Mahkemece kesin hüküm kabul edilen her iki davada, taraflar ve dava konusu aynıdır. Ancak, eldeki davada davacı farklı bir talep ileri sürmüş, üyelik hakkının tespiti, sözleşmenin feshi ve yaptığı ödeme olan 13.250 TL ile 4.650 TL iyileştirme giderinin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Görülüyor ki, bu kalemler önceki davalarda ileri sürülmeyen yeni hukuki sebeplerdir. Dolayısıyla, bu kalemler bakımından kesin hükümden söz etme olanağı bulunmamaktadır.
Mahkemece yapılması gereken iş, önceki davada ileri sürülmeyen sebeplerle açılan eldeki dava kalemlerinin incelenerek sonucuna uygun bir hüküm kurumak olmalıdır. Bu yön gözardı edildiğinden, karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.