Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/9926 E. 2010/11081 K. 22.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9926
KARAR NO : 2010/11081
KARAR TARİHİ : 22.10.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.05.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 126 ada 25 parsel sayılı taşınmaz maliki … oğlu …’ın tapu kaydında yer almayan ve “…” olan soyadının tapuya eklenmesi isteminde bulunmuştur.
Davanın kabulüne dair verilen karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu kaydında malik isminin düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Somut olayda; 126 ada 25 parsel sayılı taşınmaz 1938 tarihinde yapılan tesis kadastrosu sonucu … oğlu … adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı, kayıt maliki … oğlu …’ın mirasbırakanı … olduğunu ileri sürerek tapu kütüğüne soyadının yazılmasını istemektedir. Mahkemece nüfus kaydı ve tapu kaydı getirtilmiş, tanık anlatımı ile de davanın kabulü yoluna gidilmiştir. Yukarıda da açıklandığı gibi tapu kaydında isim düzeltme davalarında taşınmaz malikinin düzeltme yoluyla değişmesine neden olmamak gerekir. Bu nedenle de titiz bir incelemenin yapılması zorunludur. Sadece tanık anlatımı, dayanağı da olmayan tapu kaydı ve nüfus kaydı ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 22.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.