YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67489
KARAR NO : 2012/5301
KARAR TARİHİ : 26.01.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tacir ve Şirket Yöneticileri ile Kooperatif Yöneticilerinin Dolandırıcılığı, Resmi Belgede Sahtecilik, Bankanın Aracı Kılınması Suretiyle Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet, Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Tacir ve şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin ticari faaliyetleri sırasında işledikleri dolandırıcılığa iştirak suçundan sanıklar …, …, … haklarında verilen beraat kararları ve bankanın aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahteciliğe iştirak suçlarından sanıklar …, … haklarında verilen beraat kararlarına yönelik katılanlar vekilleri, katılan …’un temyiz itirazları ile,
Tacir ve şirket öneticileri ile kooperatif yöneticilerinin ticari faaliyetleri sırasında işledikleri dolandırıcılığı suçundan sanık …’ nın, katılanlar …, …, …, …, …, …, …, …,…, …, …, …, …, …, …,…, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … , …(ile eşi olan …), … ,…, …, …, …, …, …,…, …, …, …, …, …, …, …, …, …,…, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …,…, …, …, …, …, …, …, …’e karşı işlediği suçlardan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanıklar …, …, …’in Dolandırıcılığa iştirak suçu, sanıklar … ve …’nın Bankanın Aracı Kılınması Suretiyle Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik suçları ile ilgili olarak, elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu, sanık …’nın yukarıda adı geçen 67 ayrı kişiye yönelik Tacir ve Şirket Yöneticileri ile Kooperatif Yöneticilerinin Ticari Faaliyetleri Sırasında İşledikleri Dolandırıcılık suçlarıyla ilgili olarak; yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilleri, katılan … ve sanık …’nın müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, anılan hükümlerin ONANMASINA,
2-A-Tacir ve Şirket Yöneticileri ile Kooperatif Yöneticilerinin Dolandırıcılığı suçundan Sanık … hakkında katılanlar … (ve eşi olan …) ile …, …’ye karşı işlediği suçlar nedeniyle verilen mahkumiyet kararları ile ilgili olarak katılanlar vekilleri ile sanık … müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Sair temyiz itirazların reddine, Ancak;
Katılan …’a eşi olan katılan … ile birlikte bulundukları sırada daire satışı yapılması zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını gerektirmeyen tek suç oluşturduğu belirlenmiş ise de, adı geçen katılanlara 08/10/2007 ve 18/10/2007 tarihlerinde olmak üzere 2 daire için satış sözleşmesi yapıldığı, katılan …’la , 11/02/2008, 20/02/2008, 18/03/2008 tarihlerinde olmak üzere ayrı ayrı 3 daire için satış sözleşmesi yapıldığı, katılan … ile 26/11/2007 tarihinde bir işyeri, 09/01/2008 tarihinde bir daire için satış sözleşmesi yapıldığının anlaşılması karşısında; sanığın, farklı zamanlarda, aynı suç işleme kararıyla , kanunun aynı hükmünü , her bir katılana karşı birden fazla ihlal ettiği dikkate alınarak , bu katılanlara yönelik işlediği suçlar açısından zincirleme suç hükümleri uygulanıp, TCK’nın 43/1 maddesi gereğince cezasında arttırım yapılması gerektiği gözetilmeden , eksik ceza tayin edilmesi,
2-B-Tacir ve Şirket Yöneticileri ile Kooperatif Yöneticilerinin Dolandırıcılığı suçundan Sanık … hakkında , katılanlar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … , …, …, …, …, …, …, … ve …’a yönelik verilen beraat kararlarına yönelik katılanlar vekillerinin ve katılan …’un temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Yani dolandırıcılık suçunda kullanılan hile her bir olayda ayrı ayrı değerlendirilmeli ve ele alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’ nın ekonomik sıkıntıda olması nedeniyle , 2006 yılından sonra bazıları inşaat aşamasında, bazıları daha proje aşamasında olan daire, işyeri ve apartların satışına başladığı, bazı daireleri mükerrer sattığı, bazı daireleri ise dairenin yapılacağı arsa kendisine ait olmamasına rağmen satarak bedellerini katılanlardan aldığı, inşaatı bitirme imkanı olmadığını bilen sanığın, haksız menfaat temin etmek kastıyla dairelerin satışını gerçekleştirdiği, gerek tek kişiye sattığı, gerekse de birden fazla kişiye sattığı dairelerden hiçbirini hak sahiplerine teslim etmediği, baştan beri dolandırıcılık kastıyla eylemlerine başladığı ve belli dönemlerde kastını yoğunlaştırarak mükerrer satışlar yaptığı, böylece ilk satışın yapıldığı andan en son satışa kadar, yoğun ekonomik kriz ve ödeme yapma imkanı bulunmamasına rağmen, suç işleme kastıyla hareket ederek katılanları dolandırıp haksız menfaat elde ettiği, bilinçli olarak, katılanlardan para almaya başladığı, her satışta haksız menfaat elde ederken , sözleşmeye konu dairenin teslim edilmeyeceğini kendisinin bildiği, buna rağmen dolandırıcılık kastıyla satışlarına devam ettiği, böylece bütün satışlarda üzerine atılı suçu ayrı ayrı işlediği ve suçun maddi ve manevi unsurlarının somut olayda oluştuğu gözetilerek yukarıda adı geçen 23 ayrı katılana yönelik işlediği suçlardan dolayı , ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmesi yerine, sadece birkaç satış yapılması ve yapılan bu sözleşmelerin gereğinin yerine getirilmemesi halinde, belki hukuki ihtilaftan söz edilebilecekken, sanığın , satış sözleşmelerinin feshedilmesinden sonra aldığı paralar karşılığında, çek veya senet vermesi, katılanların ayrı ayrı hukuksal talep imkanlarının bulunması, kısaca sanığın eylemlerin hukuki ihtilaf teşkil etmesi gibi gerekçelerle beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilleri ve katılan … ile sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA , 26.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.