Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/7090 E. 2011/2579 K. 09.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7090
KARAR NO : 2011/2579
KARAR TARİHİ : 09.05.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen 06.07.2010 gün ve saatte temyiz eden Üveyyit Ergün mirasçıları vekili Avukat …, mirasçıları vekili Avukat …, … vs. vekili Avukat …, … vekili Avukat … ve davacılardan … ile aleyhine temyiz istenilen Hazine vekili Avukat… geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
1956 yılında 5602 sayılı Kanuna göre yapılan kadastro sırasında 1 ile 6, 8 ila 14 ve 16 ila 44 parsel sayılı taşınmazlardan 1 ve 14 parsel sayılı 133.000 m2 ve 90.500 metrekare yüzölçümündeki taşınmazları tapu ve vergi kayıtları nedeniyle paylı olarak … ve … adlarına, 2 parsel sayılı 62.000 m2, 3 parsel sayılı 233.000 metrekare ve 8 parsel sayılı 561.000 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar aynı nedenlerle paylı olarak … müşterekleri adına, 4 parsel sayılı 152.000 m2, 5 parsel sayılı 210.000 m2 ve 6 parsel sayılı 155.000 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar Hazine, 9 parsel sayılı 1.615.000 m2 ve 12 parsel sayılı 344.000 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tapu ve vergi kayıtları nedeniyle … … ve müşterekleri, 10 parsel sayılı 1.197.500 m2 ve 11 parsel sayılı 226.000 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu ve vergi kayıtları nedeniyle paylı olarak … ve müşterekleri, 13 parsel sayılı 375.000, m2, 16 parsel sayılı 12.580 m2, 17 parsel sayılı 92 m2, 18 parsel sayılı 74 m2, 19 parsel sayılı 188 m2, 20 parsel sayılı 330 m2, 21 parsel sayılı 16.580 m2, 23 parsel sayılı 16 m2, 24 parsel sayılı 628 m2, 25 parsel sayılı 490 m2, 26 parsel sayılı 174 m2, 27 parsel sayılı 267 m2, 28 parsel sayılı 785 m2, 29 parsel sayılı 353 m2, 30 parsel sayılı 877 m2, 31 parsel sayılı 302 m2, 32 parsel sayılı 630 m2, 33 parsel sayılı 136 m2, 34 parsel sayılı 572 m2, 35 parsel sayılı 180 m2, 36 parsel sayılı 570 m2, 37 parsel sayılı 990 m2, 38 parsel sayılı 2.144 m2, 39 parsel sayılı 7.840 m2, 40 parsel sayılı 6.400 m2, 41 parsel sayılı 490 m2, 42 parsel sayılı 90 m2, 43 parsel sayılı 130 m2, 44 parsel sayılı 110 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar ise, yine tapu ve vergi kayıtları nedeniyle … ve müşterekleri adlarına tespit edilmiştir. Hazine ve bir kısım şahısların itirazları üzerine 5602 sayılı Tapulama Yasası’nın 27. maddesi uyarınca tutanaklar ve ekleri Tapulama Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece, davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonunda çekişmeli taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı müdahil ve davalılar …,
… vekili, … mirasçıları vekili, M. … vekili, … ve … mirasçıları vekili ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların tarafların tutundukları tapu kayıtlarının kapsamında kalmadığı, kaçak ve yitik kişilerden yasalar uyarınca Hazineye kalan yerlerden olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava, 5602 sayılı yasanın 27. maddesine göre açılmış olmakla lehine tespit yapılan kişilerin davalı taraf, tutanaklara itiraz edenlerin ise, davacı taraf olduğu kuşkusuzdur. Dosya kapsamından davalı ve davacıların bir kısmının yargılama sırasında vefat ettikleri ancak tüm mirasçılarının davaya dahil edilmediği anlaşılmaktadır. Buna göre taraf koşulunun tamamlandığından söz edilemez. Taraf teşkili, dava koşullarından olup, taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam olunması yasal olarak mümkün bulunmamaktadır.
Diğer taraftan mahkemece, tarafların tutundukları tapu kayıtları tüm tesis ve tedavülleri ile birlikte getirtilmemiştir. 9 ve 12 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gören tapu kayıtlarının geldisi olan Temmuz 1935 tarih 178 sıra numaralı tapu kaydının iktisap sütununda “Tellecime ve Tilmuhayit arazilerinin birleştirilerek bilmesaha 9.460 dönüm olduğu anlaşılmış ve 4 gruba ayrılarak işbu hudutlarla mahdut 3.104 dönüm Nedim’e ait olmakla” ifadeleri yer almaktadır. Hal böyle olunca öncelikle çekişmeli taşınmazlara revizyon gören tapu kayıtlarının tüm tesis ve tedavülleri getirtilmeli, tapu kayıtlarının tamamının 9.460 dönüm miktarlı tapu kaydından ifraz ve taksim sonucu oluşan tapu kayıtları olup olmadığı belirlenmeli, Temmuz 1935 tarih 178 sıra numaralı ve aynı bütünden ayrıldığı belirtilen diğer tapu kayıtlarının geldileri olan ve birleştirme sonucu 9.460 dönüm miktarlı araziye dönüşen tapu kayıtları tespit edilmelidir. Bu şekilde tarafların tutundukları tapu kayıtlarının ilk tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ve ifraz haritaları ile birlikte dosya içine getirtilmesi sağlanmak suretiyle tapu kayıtlarının tedavülleri arasındaki irtibat sağlanmalı, tedavüller arasında sınırlarda ve yüzölçümlerinde meydana gelen farklılıkların sebepleri araştırılmalı, doğru temele dayanmayan değişikliklerin sonuç doğurmayacağı ve ilk tesis kayıtlarına itibar etmek gerekeceği düşünülmeli, tapu kayıtlarının gayrisabit hudutlu olması nedeniyle kapsamlarının yüzölçümleri ile sınırlı olacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Uygulamadan yararlanılması ve bilirkişi, tanık sözlerinin denetlenebilmesi için yöreye ait eski tarihli memleket haritaları, davalı taşınmazları çevreleyen dava dışı taşınmazların kadastro tutanak örnekleri ile dayanakları olan kayıtlar tüm tesis ve tedavülleri ile birlikte getirtilmelidir. Dosyada mevcut keşiflerde alınan beyanlardan, tapu kayıtlarında sözü edilen … ve Kırmıtlı gibi sınırların Türkiye sınırları içinde kaldığında tereddüt bulunmamaktadır. Diğer taraftan, 1935 tarihli tedavül kayıtlarında taşınmazların güney sınırı Demiryolu okumakta olup sözkonusu Demiryolu Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye arasındaki sınırı oluşturmaktadır. Bu olgular karşısında tapu kayıtlarının kapsamının da Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde aranması gerekmektedir. Bu nedenlerle, doğru sonuca ulaşabilmek için öncelikle, davanın taraflarının kimler olduğu dava konusu taşınmazlara ait kadastro tutanakları dikkatlice incelenmek suretiyle tespit edilmeli, yukarıda açıklanan şekilde tespit edilecek taraflar ile yargılama sırasında davaya katılanlardan hayatta
olmayanların nüfus kayıtları getirtilerek yasal mirasçıları belirlenmeli ve yöntemine uygun şekilde davaya dahil edilmek suretiyle taraf teşkili sağlanmalıdır. Bundan sonra mahallinde yöreyi iyi bilen yaşlı, ehil ve davada yararı bulunmayacak kişiler arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, üç kişilik uzman fen bilirkişi kurulu ile üç kişilik uzman ziraatçı bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden keşif yapılmalı, yapılacak keşifte yerel bilirkişilerden tarafların tutundukları tapu kayıtlarında belirtilen sınırları tek tek göstermeleri istenmeli, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınırlar hususunda taraflara tanıkla kanıtlama imkanı sağlanmalı, komşu parsellere ait kadastro tutanak örnekleri, dayanakları olan kayıtların tesis ve tedavülleri ile eski tarihli memleket haritaları incelenmek suretiyle yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, yukarıda açıklanan ilkeler dikkate alınmak suretiyle tapu kayıtlarının yüzölçümlerine göre kapsamları belirlenmeli, çekişmeli taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hangi tarihte ve nasıl başladığı, taşınmazların kimden kime ve ne surette intikal ettikleri, hangi şekilde tasarruf edildikleri hususlarında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, uzman ziraatçı bilirkişi kurulundan taşınmazların öncesinin ne olduğu, eğim, taşlılık, toprak yapısı gibi vasfına etki eden özellikleri hususlarında ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, uzman fen bilirkişilerden keşfi izlemeye olanak veren, yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdikleri sınırların işaretlendiği ve tapu kayıtlarının yüzölçümlerine göre kapsamlarının gösterildiği ayrıntılı rapor ve kroki alınmalıdır. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek, eksik inceleme sonucu karar verilmiş olması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve yasaya aykırı görülen hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşuması için belirlenen 750.00 TL. vekalet ücretinin Hazine’den alınarak, kendilerini duruşmada vekille temsil ettiren temyiz eden taraflara verilmesine, 11.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi. 09.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.