YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/27707
KARAR NO : 2013/19076
KARAR TARİHİ : 17.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar tazminatı alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi ve davalı avukatınca duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.09.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat … geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … ….. tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin işverence haklı sebep olmadan feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini beyanla, kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı işçinin iş sözleşmesinin ihbar süresi verilerek geçerli sebeple feshedildiğini, davacının hak kazandığı kıdem tazminatı alacağı ile müvekkili şirketin davacıdan olan alacağının takas-mahsup edildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, davacının hak kazandığı kıdem tazminatı alacağının takas edilip edilemeyeceği noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 118/1. maddesi uyarınca, iki kişi karşılıklı olarak bir miktar parayı veya konuları itibariyle aynı türden malı birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise iki tarafın her biri borcunu alacağı ile takas edebilir. Sonuçta her iki borç da az olanı oranında sona erer. Anılan maddenin, yürürlükteki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda ise karşılığı 139/1. maddesi olup, mülga 818 sayılı Kanunun 118. maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “yek diğerine mümasil başka malları” şeklindeki ifade, “özdeş diğer edimleri” ifadesine dönüştürülmüş, esasen yapılan sadeleştirme dışında, bir değişiklik yapılmamıştır.
Takas borcu sona erdiren sebeplerden biridir.
Takastan bahsedilmek için, her şeyden önce iki ayrı kimsenin karşılıklı olarak birbirlerinden alacaklı olmaları gerekir. Henüz doğmamış veya takas anında sona ermiş alacaklar takas edilemez.
Takas edilecek alacaklar aynı nitelikte, aynı türden olmalıdır. Borçlar doğdukları anda aynı türden olabileceği gibi, sonradan da aynı türden olabilirler. Ancak takas hakkının kullanıldığı anda, mutlaka aynı türden olmaları zorunludur.
Takas için gerekli olan bir diğer şart da alacağın muaccel olmasıdır. Alacaklı tarafından zaman itibarıyla ifası istenebilir bir borç olması gerekir. Takas edilecek alacağın muaccel olması, buna karşılık asıl alacağın (karşı taraf asıl alacağının) sadece ifa edilebilir bulunması yeterlidir.
Takas hakkını ileri sürenin alacağı, dava edilebilir bir alacak olmalıdır. Takası ileri süren tarafın alacağının tartışmalı olması, takas ileri sürülmesine engel değildir. Alacağı tartışmasız olan taraf bu takasa itiraz edebilir ve kendi alacağını dava edebilir. Takası ileri süren tarafın bunun için dayandığı alacak, talep ve dava edilebilir bir alacak olması gerekir. Bunu istisnası zaman aşımına uğramış borçlarda görülür. Zaman aşımına uğramış borç talep ve dava edilebilir olamamasına karşın, alacaklı buna takas için dayanabilir.
Takas, karşılık dava olarak ileri sürülebileceği gibi, defi olarak da ileri sürülebilir. Takasın defi olarak ileri sürüldüğü davada, takas ve mahsup sonucu kalan ve hüküm altına alınan miktar üzerinden yargılama harcı alınacak, takas ve mahsup defi sebepi ile reddedilen miktar üzerinden ileri süren yararına vekâlet ücreti ve yargılama giderine karar verilecektir.
Gerek mülga 818 sayılı Kanunu’nun 123. maddesinde, gerekse yürürlükteki 6098 sayılı Kanunu’nun 144. maddesinde, işçi ücretlerinin rıza bulunmadan takas edilemeyeceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, davalı vekilince, davacının çocuklarının işverene ait özel okulda eğitim görmesi sebebiyle işverene 20.883,37 TL tutarında borçlu olduğu, anılan borcun tahsili için alacak davası açıldığı beyan edilerek, davacının hak kazandığı kıdem tazminatı alacağı için takas defi ileri sürülmüştür. Mahkemece, kıdem tazminatı alacağının takasının mümkün olmadığından bahisle, talep reddedilmiş ise de, yukarıda açıklanan şartlar itibariyle, davalı işveren tarafından varlığı iddia edilen alacak ile davacının hak kazandığı kıdem tazminatı alacağının nitelikleri itibariyle birbirleriyle takası mümkündür. Eldeki davaya uygulanacak, 818 sayılı Kanun’un 123. maddesi ise, sadece işçi ücretleri için sınırlama getirmektedir. Anılan sebeple, öncelikle, davalı işveren tarafından işçi aleyhine açılan alacak davasının sonuçlanması bekletici mesele yapılmalı, neticeye göre de, takas defi değerlendirilmelidir.
2-Kabule göre de, davacının kıdem tazminatına esas çalışma süresi, 01.10.1986-18.06.2010 tarihleri arasında toplam yirmiüç yıl sekiz ay onyedi gün olup, hükme esas bilirkişi raporunda bahsi geçen iki tarih arasındaki sürenin yirmidört yıl beş ay ondört gün olarak hesaplanması hatalıdır. Diğer taraftan, kıdem tazminatına esas giydirilmiş ücretin hesaplanmasında, işyerindeki yemek ve servis uygulamasının, işçiye sadece haftanın çalışılan günlerinde sağlandığının nazara alınarak, ücrete katkısının tespit edilmesi gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda anılan menfaatlerin ayın her günü sağlandığının kabulüyle hesap yapılmış olması da bir diğer hatalı yöndür.
Yukarıda yazılı sebeplerle, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 17.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.