Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/20305 E. 2013/18516 K. 10.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/20305
KARAR NO : 2013/18516
KARAR TARİHİ : 10.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde 03.11.2003-01.09.2012 tarihleri arasında çalıştığını, sendikaya üye olmasından sonra 25.06.2012-30.06.2012 tarihleri arasında sorumluluğu dahilinde bulunun periyodik bakımları gerçekleştirmediği gerekçesi ile savunmasının istendiğini, daha sonra ise savunma belgesinin altına işten ayrılmak istediğine ilişkin beyanını yazması halinde kıdem ve ihbar tazminatlarının ödeneceği bildirilerek iş sözleşmesinin feshedildiğini, işverenin baskısı altında işten ayrılmak istediğine ilişkin beyanda bulunmuş ise de, bu beyanının gerçek iradesine yansıtmadığını, iş sözleşmesinin işverence haklı ve geçerli sebepe dayanılmaksızın feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davacının talebi üzerine karşılıklı olarak mutabakata varılarak feshedildiğini, ikale sözlemesi ile iş sözleşmesi sonlandığınından davacının işe iade davası açma hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davacının iş sözleşmesinin işverence geçerli sebebe dayanılmaksızın feshedildiği, davacının yaşanan savunma sürecinden önce işten ayrılma iradesinin bulunmadığı, işten ayrılmasını gerektirecek ailevi veya ekonomik sebebin de var olmadığı, buna göre fesih bildiriminin altına yazılan yazıyı tazminatlarının ödenmeyeceği korkusuyla yazdığının kabulü gerektiği kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir
İş sözleşmesinin ikale ile sona erip ermediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir sebeple sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir.
İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması sebepiyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse kanuni tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatin sağlanması (makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.
Somut olayda, davalı işveren tarafından 16.07.2012 tarihinde, davacı işçinin 25.06.2012-30.06.2012 tarihleri arasında sorumluluğu altında bulunan periyodik bakımları gerçekleştirmediği ileri sürülerek savunmasının istendiği anlaşılmaktadır. Davacının yazılı savunması içeriğinde, görevini gereği gibi yaptığını, bölüm müdürünün performansını düşürücü şantaj ve tehditlerde bulunması, çalışanlara arasında ayrımcılık yapması sebebi ile huzurlu bir çalışma ortamının kalmadığını ileri sürdüğü ve savunma belgesinin alt kısmına el yazısı ile “Yaşadığım huzursuzluk sebebi ile bütün haklarım ödenerek çıkışımın yapılmasını istiyorum ” beyanını şerh ettiği görülmektedir. Davacı bu beyanın işverenin baskısı ile sonradan alındığını ileri sürmüş ise de, bu iddiasını ispatlayacak bir delil ibraz etmemiştir . Her ne kadar fesih tarihinde davacıya kıdem ve ihbar tazminat dışında bir başka ödeme yapılmamış ise de, davalı işveren işyerinde bölüm müdürü ile sorunları bulunan davacının tazminatlarının ödenmesi halinde işten ayrılmak istediğini, ikale sözleşmesi yapmak hususunda icabın davacıdan geldiğini ileri sürmektedir. Bu halde, davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ödenmiş olması makul yarar kavramı içerisinde değerlendirilmelidir. Taraflar arasındaki iş sözleşmesinin ikale ile sona erdiği anlaşıldığından davanını reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 370,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 10.09.2013 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, kararın onanması gerekir görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum. 10.09.2013