Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/9663 E. 2011/4743 K. 29.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9663
KARAR NO : 2011/4743
KARAR TARİHİ : 29.03.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile davacı … ve vekili avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı ile 10.03.2004 tarihli vekalet ücret sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşme gereğince … 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2001/695 esas sayılı dava dosyasını sonuçlandırarak kesinleştirdiğini, söz konusu kararda, davalı … tarafından yapılan feshin ve … A.Ş.’nin akde muhalefeti nedeniyle (inşaatın bitirilmemesi, kiraların ödenmemesi ve eksik teminatın tamamlanmaması nedeniyle) teminat mektuplarının paraya çevrilmesine ilişkin taleplerin haklı olduğuna karar verildiğini, sözlü ve yazılı taleplerine rağmen vekalet ücretinin ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, vekalet ücreti alacağının şimdilik 40.000 Dolarlık kısmının, ücretin ödenmesi gereken 30.12.2004 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 18.09.2009 tarihli ıslah dilekçesiyle de talebini 1.372.255,66 Dolara çıkarmıştır.
Davalı, davadan önce talep edilen ücret alacağının net olarak bildirilmediği gibi, hesaplamaya esas alınan dava değerinin de doğru olmadığını, nitekim vekalet ücretine konu olan … 5. Asliye Ticaret Mahkemesine ait dava dosyasında da, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre mahkemece 36.802,70 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, öte yandan temerrüt faizi isteme koşullarının bulunmadığı gibi temerrüt tarihinin de 30.12.2004 olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece verilen kararın kesinleşme 2010/9663 2011/4743
Tarihinin 12.07.2006 olması nedeniyle, temerrüt tarihinin de bu tarihten 1 ay sonraki tarih olan 12.08.2006 tarihi olması gerektiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan 25.2.2010 tarihli bilirkişi raporu gereğince davanın kısmen kabulüne, 620.123,16 Dolar vekalet ücreti alacağının, temerrüt tarihi olan 30.12.2004 tarihinden itibaren, bankalarca Dolara uygulanan yıllık faiz oranında işletilecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Dava, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkin olup, davacı avukattın davalıya vekaleten … 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2001/695 esas, 2004/641 karar sayılı dava dosyasını takip edip sonuçlandırdığı, dava dışı … A.Ş. tarafından davalıya karşı açılan söz konusu davada, mahkemece “davanın reddine, Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince 36.802.696.160 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” şeklinde hüküm kurulduğu, verilen kararın, Yargıtay 15. Hukuk Dairesince 30.1.2006 tarihinde onandığı, 12.7.2006 tarihinde de karar düzeltme talebi reddedilerek kesinleştiği uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı avukata ödenecek vekalet ücretinin miktarı ile ilgili olup, bu konudaki uyuşmazlık da sözleşmenin yorumundan kaynaklanmaktadır.
10.3.2004 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesinde “işin konusu”, “… 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2001/695 esas sayılı dava dosyasının ve bu dosya taraflarıyla ilgili olmak üzere açılmış ve açılacak diğer davaların ve karşı davaların ve icra takiplerinin vekilliği” olarak belirtilmiş, “nispi ücret” başlığı altında ise, “Avukatlık ücreti mahkemeler tarafından hükmolunacak şeyin değerinin yahut paranın veya sağlanan menfaatin %7’si olarak ödenecektir.” Hükmü öngörülmüştür.
Davacı avukatın takip ettiği … 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2001/695 esas sayılı dava dosyasında, davacı … A.Ş.’nin, davalı … Derneğine karşı, taraflar arasında mevcut olan 7.10.1998 tarihli sözleşme gereğince, “teminat mektubunun nakde çevrilmesinin ve muarazanın önlenmesi” talepli dava açtığı, mahkemece kararın gerekçesinde özetle, “… sahibinin, alacağının tahsili için teminat mektubunu nakde çevirme girişiminde bulunmasında, sözleşmeye aykırı bir yönün olmadığı, bu durumun muaraza çıkarmak olarak da nitelendirilemeyeceği, dava tarihi itibariyle taraflar arasında henüz feshedilmeyen sözleşmenin, dava açıldıktan sonra 9.9.2002 tarihinde … sahibince feshedildiği, … sahibinin, teminat mektubunu nakde çevirmek istemesinin tek başına, sözleşmeyi feshe yöneldiğini göstermeyeceği” açıklanarak davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

2010/9663 2011/4743
Davacı, söz konusu davada, “davalı ile … A.Ş. arasındaki eser sözleşmesinin, davalı … tarafından feshedilmesinin haklı olduğu”nun tespit edildiğini, böylece bu davada müvekkili yönünden edinilen menfaatin, “sözleşme bedeli olan 16.930.150,00 Dolar ile teminat mektupları toplamı” olduğunu, sözleşmede nispi ücretin belirlenmesi konusunda, “sağlanan menfaatin %7’si” şeklinde bir düzenleme yapıldığını, bu nedenle “sözleşme bedeli olan 16.930.150,00 Doların %/7’si ile teminat mektuplarının %7’si” üzerinden vekalet ücreti ödenmesi gerektiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış, davalı ise vekalet ücretinin, davaya konu olan teminat mektubunun değeri olan 1.820.000 Dolar üzerinden hesaplanması gerektiğini, sözleşmede belirtilen “…sağlanan menfaat” ibaresinin, davacının ileri sürdüğü gibi geniş yorumlanamayacağını savunmuştur.
Mahkemece, 25.2.2010 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, … 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2001/695 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonunda, davanın davacısı … A.Ş. tarafından açılan davanın reddine karar verilmesiyle, “sözleşmenin feshinin ve teminat mektubunun nakde çevrilmesinin haklı olduğu”nun belirlendiği, davada davalı vekili olan davacının, davalı … Derneğine sağlamış olduğu 1. menfaatin, teminat mektubunun paraya çevrilmesi konusunda yaratılan muarazanın önlenmesi olduğu, Derneğe sağlanan 2. menfaatin ise, … A.Ş tarafından yapılan ve bilirkişi raporunda belirtilen, değeri 7.038.900,23 Dolar olan imalat bedeli olduğu, verilen karar ile yapılan imalatların bedelsiz olarak Kızılay Derneğine intikal ettiği, bu durumda davacının davalı Derneğe sağlamış olduğu menfaatler toplamının 1.820.000,00 Dolar + 7.038.900,23 Dolar olmak üzere toplam 8.858.900,23 Dolar olduğu, taraflar arasındaki ücret sözleşmesine göre davacı avukata ödenmesi gereken ücretin de bu miktarın %7’si olan 620.123,016 Dolar olduğu kabul edilmek suretiyle 620.123,016 Dolar vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa ki, … 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2001/695 esas sayılı dosyası üzerinden görülen dava, davalı …’ın, 1.820.000 Dolarlık teminat mektubunun, paraya çevrilmesi konusundaki talep ve girişimleri üzerine, … A.Ş. tarafından açılmış, davadan önce de söz konusu teminat mektubunun paraya çevrilmemesi konusunda da ihtiyati tedbir kararı alınmıştır. Her ne kadar bu dava aynı zamanda, taraflar arasındaki “muarazanın önlenmesi” niteliğinde de olup, kararda “davacı … A.Ş.’nin sözleşmeye aykırı davrandığı”, “yapılan imalatların %48.29 seviyesinde kaldığı” hususları da tespit edilmişse de, az yukarda değinilen söz konusu kararın gerekçesinde de belirtildiği üzere, davanın açıldığı tarihte taraflar arasındaki sözleşme henüz feshedilmemiş olup, davanın açılmasına neden olan husus da, Kızılay’ın teminat mektubunu paraya çevirme konusundaki girişimidir. Bu itibarla sözleşmede, vekalet ücreti hesabında esas alınacak miktar olarak belirtilen “sağlanan menfaat” ibaresinin, davacının yorumladığı gibi tüm sözleşme bedeli olarak kabul edilmesi mümkün değildir. 2010/9663 2011/4743
Esasen bu konudaki düzenlemenin bulunduğu cümlenin tamamı, “Avukatlık ücreti mahkemeler tarafından hükmolunacak şeyin değerinin yahut paranın veya sağlanan menfaatin %7’si olarak ödenecektir.” Şeklinde olup, bu düzenlemeyle avukatlık ücretinin kısaca “davanın müddeabihi“ üzerinden ve %7 orana göre ödeneceğinin öngörüldüğünün, her iki tarafın gerçek iradesinin de bu yönde olduğunun kabulü gereklidir. Nitekim bir dava sonunda verilen hükümle, taraflardan birine doğrudan veya dolaylı olarak çeşitli menfaatler sağlanmış olsa bile, nispi vekalet ücretinin hesaplanmasında dikkate alınması gereken menfaat, doğrudan doğruya dava sonunda verilen karara dayanılarak elde edilebilecek bir edim olmalıdır. Somut olayda da, “teminat mektubunun nakde çevrilmesinin ve muarazanın önlenmesi” talepli söz konusu davada, davanın reddedilmesi ile birlikte davalı, 1.820.000.000 Dolarlık teminat mektubunu paraya çevirme hakkını kazanmış olacağından, davada müddeabihin değerinin de bu miktar olduğu kabul edilmelidir. … 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararına dayanarak, başka davalar sonucu elde edilebilecek menfaatlerin de, “davanın müddeabihi” kapsamında değerlendirilmesi ise mümkün değildir. Gerçekten de söz konusu davanın tarafları arasında, yap-işlet-devret sözleşmesine dayanılarak açılmış olan başka davaların da mevcut olduğu, ayrıca sözleşmenin feshi nedeniyle, taşınmazın zilyetliğinin iadesi, ya da %48 seviyesinde yapılan imalatlar nedeniyle tazminat davası açılması ihtimalinin de bulunduğu anlaşılmaktadır. Nitekim söz konusu kararın temyizi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin de, “imalat bedeli ile ilgili dava açıldığı takdirde inşaat seviyesinin belirlenmesinin mümkün bulunmasına göre, yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine” şeklindeki açıklamayla hükmü onadığı görülmektedir. Kaldı ki söz konusu davada, mahkemece davalıdan tahsiline hükmedilen, karar ve ilam harcı ile, vekalet ücreti de, 1.820.000,00 Dolarlık teminat mektubu esas alınarak belirlenmiş, kararın gerekçesinde de bu husus, “teminat mektubunun dava tarihindeki kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığı üzerinden davalı lehine ücreti vekalet takdir edilmiştir.” Şeklinde açıkça belirtilmiştir. Sonuç olarak açıklanan tüm bu nedenlerle, davacı avukatın talep etmiş olduğu vekalet ücreti, ücrete konu olan … 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2001/695 esas sayılı davanın müddeabihi olan 1.820.000 Doların %7’si üzerinden belirlenmek suretiyle, belirlenecek bu miktar üzerinden hüküm kurulması grekirken, mahkemece az yukarda değinilen hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Taraflar arasındaki sözleşmenin 1. maddesinde, ücretin ödenme zamanı ile ilgili olarak, “…nispi ücret her dava sonunda davanın karara bağlanmasını takip eden ay içinde ödenir.” hükmü mevcut olup, bu hükümde ücretin ödenmesi ile ilgili kesin bir vade söz konusu olmadığından, taraflar arasında ücretin ödenmesi ile ilgili yapılan yazışmalar değerlendirilerek, dava konusu vekalet ücretine, belirlenecek temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, mahkemece 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin, ücrete konu olan 2001/695 esas ve 2004/641 karar sayılı kararının, 04.11.2004 tarihinde verildiğinden bahisle, bunu takip eden ayın 2010/9663 2011/4743
sonu olan 30.12.2004 tarihinin, temerrüt tarihi olarak kabulü ile, hükmedilen alacak miktarına 30.12.2004 tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması da, ayrıca usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ:1. bent gereğince davacının temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, 825,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, aşağıda dökümü yazılan 1.25 TL kalan harcın davacıdan alınmasına, 29.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.