Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/7332 E. 2012/8226 K. 11.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7332
KARAR NO : 2012/8226
KARAR TARİHİ : 11.06.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.03.2009 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.09.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, müvekkili ile davalıya ait iki evi ayıran bahçe duvarının davalı tarafından temelsiz olarak tonlarca ağırlıktaki blok taşlarla ördürülmesi nedeni ile yağmurun yağması sonucu meydana gelen toprak kaymasında müvekkilinin bahçesinin içine yıkıldığını, bahçede büyük zararlar meydana geldiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 4.650,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı taraftan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, zararın belirtildiği kadar olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Dava, komşuluk hukukuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun 683. maddesi; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir” hükmü ile malikin mülkiyet hakkını hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir.
Anılan kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “komşu hakkı” bölümünde “kullanım biçimi” başlığı altında yer alan 737. maddesi; “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır” hükmü ile de malike, mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yükleyerek, yasal kısıtlamalardan birisini düzenlemiştir.
Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin ve yasal boşluk bulunması halinde mahalli örf ve adetlerin göz önünde tutulması gereklidir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hâkim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır.
Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise, mahkemece kurulacak hükümde zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur.
Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince; davacıya ait 12 ve davalıya ait 10 numaralı taşınmazların komşu olduğu, iki evi ayıran kısma davalı tarafından taş duvar ördürüldüğü, yağmurdan sonra taş duvarın yıkılması sonucu 12 numaralı taşınmazın bahçe ve havuzunda hasar meydana geldiği hususları çekişmesizdir.
Bodrum Belediyesi 21.01.2009 tarihli cevabi yazısında; 10 numaralı taşınmazda oturan davalıya ait gayrımenkulün bahçe duvarı temelsiz yapıldığından yan komşusunun bahçesine ve havuzuna zarar verdiğinin tespit edildiğini verilen zararın hukuki yollardan aranması gerektiğini bildirmiştir.
Mahkemece yapılan keşif sonrası inşaat mühendisi ve teknik bilirkişiden alınan 05.05.2011 tarihli raporda; yıkılan duvarın sınır duvarından ziyade yaklaşık 2 mt yükseklikte istinat duvarı olduğu, hesaplamanın ya da uygulamadaki herhangi bir yanlışlığın duvarın yağmur nedeniyle yıkılmasına neden olduğu, zarar gören malzemeler görülmediğinden zararın tespit edilemediği belirtilmiştir.
Bodrum Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/15 D.İş.dosyasında; davacı taraf 16.01.2009 tarihli dilekçesi ile; davalı ile kendisine ait iki evi ayıran bahçe duvarının temelsiz olarak tonlarca ağırlıkta taş duvarla örüldüğünü, yağmur yağması nedeniyle meydana gelen toprak kayması sonucu bahçesinin içine yıkıldığını, açacağı tazminat davasına esas teşkil etmek üzere bahçesindeki zararın tespitini istemiştir.
İnşaat bilirkişisi 16.02.2009 tarihli raporunda; tespit dilekçesinde bahçeye ait yer döşemeleri ile yüzme havuzunun fayans ve mermerlerinin kırıldığı, havuz başındaki çeşmenin sökülerek tesisatının bozulduğu, havuz süpürme makinesi ve kepçe ile hidrofor ve dolabının kırıldığı, şehir suyuna gelen iki borunun patladığı ve değiştirildiği belirtilmiş olup anılan eşyalardaki hasarın görüldüğü, hidroforun elektrik sisteminin zarar görmesinin doğal olduğu belirtilmiş ise de telefon kablolarının ve havuz kenarındaki çiçeklik ile 4 adet ladin, 9 adet japon gülü, 1 adet ayva fidesinin zarar gördüğünün tespit edilemediği belirtilmiştir.Yargılama aşamasında dinlenen tanık anlatımları ve bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamından anılan eşyaların zarara uğradığı kanıtlanamamıştır.
Bu durumda mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekirken zarar gördüğü kanıtlanamayan eşyalar ve bitkiler yönünden de kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1). bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2). bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine 11.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.