YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8642
KARAR NO : 2012/9882
KARAR TARİHİ : 10.09.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 27.12.2010 gününde verilen dilekçe ile geçit … kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.04.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747.maddesi gereğince geçit … kurulması istemine ilişkindir.
Davalı …, … ve … davanın reddini istemişler, diğer davalılar savunmada bulunmamışlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı 181 ada 139 parsel sayılı taşınmazın paylı maliklerinden … temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit … verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit … taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak … olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Dosya içindeki bilgi ve belgeler ile hükme esas alınan 02.04.2012 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokinin incelenmesinden davacıya ait 181 ada 56 parsel sayılı taşınmazın, batısındaki kadastrol yola cepheli olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere geçit … ile genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazların genel yola bağlantısının sağlanması amaçlanmaktadır. Davaya konu olayda, teknik bilirkişi batıdaki kadasrol yol ile davacı taşınmazı arasında kot farkı bulunduğunu bildirmiş ise de davacı taşınmazından iş makinalarıyla makul süre çalışma ve masraf yapılmak suretiyle yola çıkma olanağı bulunup bulunmadığını ayrıntılı şekilde açıklamamıştır.
Bu durumda mahkemece, mahallinde teknik bilirkişiler aracılığı ile yeniden keşif yapılarak bilirkişilere davacıya ait taşınmazda teknik araçlarla (greyder vb.) çalışma yapılmak suretiyle batıdaki yola çıkış olanağının bulunup bulunmadığı hususu açıklattırılmalı, gerekirse fotoğrafları da çektirilmek suretiyle keşfi izlemeye elverişli rapor ve kroki düzelttirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu yönler araştırılmadan ve davacıya ait parselin mutlak geçit ihtiyacı içinde olup olmadığı kesin olarak saptanmadan davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 10.09.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.