Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/7488 E. 2011/19611 K. 20.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7488
KARAR NO : 2011/19611
KARAR TARİHİ : 20.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı … ile vekili avukat … ve davacı … vekili avukat … … ile avukat …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, 9.12.1999 ve 3.10.2000 tarihli vekaletnamelerle davalıların vekili sıfatıyla yaklaşık 30 adet dava, icra takibi ve diğer hukuki işleri takip ettiğini, davalılarla, dava veya hükmolunacak şeyin %10’u oranında vekalet ücreti ödenmesi konusunda şifaen anlaştıklarını, sözleşme gereğince edimlerini yerine getirmesine rağmen, 12.2.1001 tarihinde haksız olarak azledildiğini, … 2. İcra Müdürlüğünün 2000/10743 E. sayılı dosyasından tahsil etmiş olduğu ilk iki taksit miktarını Avukatlık Kanununun 166. maddesi gereğince hapis hakkını kullanarak davalılara ödemediğini, bu şekilde sadece bir kısım vekalet ücretlerini tahsil etmiş olup, tüm vekalet ücreti alacaklarını tahsil edemediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 10.000.000.000 TL, birleştirilen 2003/4 esas sayılı dava ile bakiye 62.738.000.000 TL vekalet ücreti alacağının, birleştirilen 2009/201 esas sayılı dava ile de, 22.6.2009 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen 151.349,25 TL alacak miktarından bakiye kalan 78.611,00 TL vekalet ücretinin haksız azil tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacı avukatın asil adına tahsil ettiği paraları kendilerine ulaştırmadığını, talimatları olmadığı halde fazla sayıda dava açıp, takip başlattığını, azlin haklı olduğunu savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
2011/7488-19611
Mahkemece, “davacının, takip ettiği tüm dava ve takip miktarlarının eldeki dava tarihi itibariyle belirlenen toplam değeri olan 756.333.853.198 TL üzerinden Avukatlık Kanununun 164/4. maddesi gereğince takdiren %5 oranına göre hesap edilen 37.816.692.659 TL vekalet ücretine hak kazandığı kabul edilerek, dava tarihi itibariyle davacının davalılardan aldığı ve borçlulardan tahsil edip de davalılara iade etmediği 11.662.991.600 TL’nin tenzili ile asıl dava yönünden 10.000.000.000 TL birleştirilen dava yönünden de 16.153.701.000 TL üzerinden davanın kabulüne” ilişkin olarak verilen ilk hüküm, taraflarca temyiz edilmiş, hüküm, Dairemizce, tarafların sair temyiz itirazları reddedilerek, özet olarak
“…..davacı avukatın, davalıyı vekil olarak temsil ettiği dava ve takiplerin, dava ve takip tarihlerindeki değerleri üzerinden, o tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre yapılacak hesaplamaya göre, hapis hakkının kullanıldığı 15.1.2001 ve 31.1.2001 tarihleri itibariyle muaccel olan vekalet ücreti miktarının tespiti ile, tespit edilecek bu miktardan daha fazla bir miktarı zımmetinde tutarak davalılara ödemediğinin belirlenmesi halinde azlin haklı, tersi durumda ise azlin haksız olduğunun kabulü ile, bunun gerektireceği sonuçlara göre karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar gözardı edilip, yeterli araştırma yapılmadan, azlin haksız olduğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, ayrıca davacı avukatın, maktu ücrete tabi bir kısım hukuki yardımlar konusunda da avukatlık hizmetini yerine getirmiş olduğu anlaşıldığına göre, azlin haksız olduğunun benimsenmesi halinde, az yukarda açıklanan, uygulanması gerekli olan Avukatlık kanunu hükümlerine göre tespit edilecek maktu ücreti vekaletlerin de davalılardan tahsiline karar verilmesi gerektiğinden” bahisle bozulmuş, bozmaya uyularak bu kez, 3.1.2011 tarihli ek rapor hükme esas alınarak,
Mahkemece, “asıl davanın kabulü ile 10.000,00 TL vekalet ücretinin, 24.10.2001 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müteseslsilen tahsiline, birleştirilen 2003/4 esas sayılı davanın kısmen kabulüne, 48.055,83 TL vekalet ücretinin 10.1.2003 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, 2009/201 esas sayılı birleştirilen davanın ise reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Hükmüne uyulan Dairemize ait bozma ilamında, az yukarda da özetlendiği gibi, davacıya ödenmesi gereken vekalet ücretinin tespiti için öncelikle azlin haklı olup olmadığının tespitinin gerektiği, bunun için de “davacı avukatın, davalıyı vekil olarak temsil ettiği dava ve takiplerin, dava ve takip tarihlerindeki değerleri üzerinden, o tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre yapılacak vekalet ücreti hesaplamasına göre” hapis hakkının doğru zamanda ve gerektiği kadar 2011/7488-19611
Kullanılıp kullanılmadığının denetlenmesinden sonra bu konuda bir değerlendirmenin yapılması gerektiği belirtilmesine rağmen, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, vekalet ücretleri, söz konusu takip ve davaların, bozma ilamında belirtildiği gibi, takip ve dava tarihleri itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre değil, … Barosu Asgari Ücret Çizelgesine göre hesaplanmış olup, bozma ilamına uygun bir hesaplama ve değerlendirme yapılmamış olması, usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirir.
3-Bozmadan önceki hükümde, davacıya ödenmesi gereken vekalet ücretinden, dava tarihi itibariyle davacının davalılardan aldığı ve borçlulardan tahsil edip de davalılara iade etmediği 11.662.991.600 TL’nin mahsubu yapılarak kalan miktar üzerinden hüküm kurulmuş olup, tarafların sair temyiz itirazları reddedilmekle, bozma kapsamı dışında kalan bu husus, davalılar yararına usulü müktesep hak haline gelmiş olmasına rağmen, bozmadan sonra alınan bilirkişi raporunda ise, bu miktarın sadece 3.528,26 TL’lik kısmının, davacının alması gereken vekalet ücreti alacağından mahsup edilmiş olması ve mahkemece de söz konusu bu rapora göre hüküm kurulmuş olması da ayrıca usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1. bent gereğince davacının tüm, davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz edilen hükmün, 2. ve 3. bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA, 825,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 20.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.