YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5556
KARAR NO : 2011/7757
KARAR TARİHİ : 11.05.2011
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, 260.000,00.TL değerindeki evinin 50.000,00.TL üzerinden ipotek edilmek suretiyle davalı Bankadan 20.000,00.TL’lik kredi kullandığını, kredinin ödenmesi sırasında ipotek gideri, hayat sigortası ve komisyon gideri olarak 3.000,00.TL’ nin kesildiğini, ayrıca üç kez bilgisi dışında emekli maaşından da 1.939,00.TL kesildiği gibi, 02.09.2008 tarihinde üç aylık emekli maaşının tamamına da el konulduğunu, gerek kredinin ödenmesi sırasında gerekse daha sonra maaşından kesilen hayat sigortası prim miktarlarının çok fazla olduğunu ileri sürerek, davalı bankanın fazla miktarda kesmiş olduğu hayat sigortası priminin tespit edilerek taksit borçlarından düşülmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kullanılan krediden dolayı hayat sigortası yaptırılmasının, 22.01.2007 tarihli sözleşmenin IV. Maddesinde açıkça hüküm altına alındığını, davacı ve kefiline bu hususta bilgi de verildiğini, banka mevzuatınca öngörülen konut ve hayat sigortalarının, müşteri ve konutunu her türlü tehlikeye karşı korumak ve vefatı halinde kefillerinin ve mirasçılarının mağdur olmalarını önlemek amacını taşıdığını, sözleşme gereğince davacının Bankaya vermiş olduğu 22.01.2007 tarihli virman talimatına istinaden yapılan kesintilerde de herhangi bir yanlışlık bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bankanın kendi programı dahilinde davacının yaşı dikkate alınarak yapılan sigorta prim hesaplamalarının, genel mektup esaslarına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine ilişkin ilk kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine “Taraflar arasında 22.1.2007 tarihinde 60 ay vadeli 20.000,00.TL miktarlı ipotekli finansman kredisi imzalandığı, davacıya kredi kullandırılırken hayat sigorta primi, komisyon ve ipotek masrafı olmak üzere 3.000,00.TL kesinti yapılarak kalan miktarın ödendiği, yapılan kesintinin 2.123,43.TL’lik miktarının hayat sigortasına ilişkin bulunduğu, aynı nedenle 2008 yılında davacıya ait banka 2011/5556-7757
Hesabından kesilen 2.929,09.TL miktarla birlikte davacıdan iki yılda toplam 5.052,52.TL hayat sigortası priminin tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, gerekli bilgi ve belgelerin dosyada mevcut olmaması nedeniyle yeniden herhangi bir hesaplama yapılmamışsa da, banka tarafından yapılan hesaplamanın bilgisayar ortamında yapılmış olması, davacının 2007 yılında 81, 2008 yılında ise 82 yaşında olması nedenleriyle uygulamanın doğru olduğu, 7638 sayılı Genel Mektupta belirtilen hususlara da uyulduğu belirtilmiş, davacı ise, ipotekli kredilerin de konut kredisi kapsamına alındığını, davalı Bankaya ait 15.9.2006 tarihli “Bireysel Kredilerde Hayat Sigortası” konulu “Genel Mektup”ta belirtilen hususların dikkate alınmadığını ileri sürerek, bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. Davacının itirazında bildirmiş olduğu dosyada mevcut olan söz konusu 7638 sayılı “Genel Mektup” ta, riskin minimize edilmesi amacıyla, tüm bireysel kredi ürünlerinde hayat sigortasının zorunlu olduğu belirtildikten sonra, hayat sigortası primlerinin, konut ve taşıt kredilerinde ortalama yaş, ihtiyaç kredilerinde ise gerçek yaş üzerinden hesaplanacağı açıklanmış, 4. pragrafında da, “Hayat sigortaları ile ilgili olarak müşteri şikayetlerine sebep olunmaması ve müşteri memnuniyetinin sağlanması amacıyla taksitli kredilerde sigorta primlerinin gerçek yaş, ortalama yaş esasına göre hesaplanıp hesaplanmadığına bakılmaksızın kredi borcu tamamen tahsil ve tasfiye edilinceye kadar, yıllık olarak azalan bakiyeler sistemine göre tahsil edilecektir.” Hükmü getirilmiş olup, davacı dava konusu olayda da “taksitli kredi” söz konusu olduğundan, sigorta primlerinin mektupta belirtildiği gibi “yıllık olarak azalan bakiyeler sistemi”ne göre tespit ve tahsili gerekirken bunun yapılmadığını, nitekim davalı Bankanın Bireysel Krediler Daire Başkanlığına 7.11.2008 tarihinde iletmiş olduğu şikayet üzerine, krediyi almış olduğu Bankanın Necatibey şubesinin hatasından döndüğünü ve 2009 yılı hayat sigortası primini, 2.800,00.TL’den 98,78.TL’ye düşürdüğünü belirtmiştir. Gerçekten de davacının ibraz etmiş olduğu “Başak Sigorta” tarafından düzenlenen “Hayat Sigortası Sertifikası”nda, 2009 yılı için sigorta yenileme işlemi olarak 98,78.TL tahsilat yapıldığı görülmektedir. Mahkemece davacının itirazları üzerinde durulmadığı gibi, bilirkişiden ek rapor da alınmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. O halde mahkemece davacının yukarda açıklanan itirazları üzerinde durularak, davacıya ait 2009 yılına ilişkin hayat sigortası poliçe bedelinde yapılan değişikliğin nedenleri de araştırılmak suretiyle, dava konusu sigorta primlerinin hesaplanmasında “Genel Mektup”ta belirtilen esaslara uyulup uyulmadığı incelenip değerlendirilerek, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi” gerektiği bahisle Dairemizce bozulması üzerine, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda “tüketicinin, tüketici kredisi hizmetini almak istemesi durumunda bankaların hayat sigortası ile isteğe bağlı sigortaların yaptırılmasını tüketiciye ön koşul olarak ileri sürmesinin 4077 sayılı yasanın 5. ve 6. maddesine aykırı olduğu ve yapılan kesintilerin iadesi gerektiği ancak davacı tarafından fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmaması ve dava dilekçesinde faiz istenmediği” gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 2011/5556-7757
4.4000.00.TL’ nın davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Mahkemenin ilk kararında, davanın reddine karar verilmiş, “davacıya ait 2009 yılına ilişkin hayat sigortası poliçe bedelinde yapılan değişikliğin nedenleri de araştırılmak suretiyle, dava konusu sigorta primlerinin hesaplanmasında “Genel Mektup”ta belirtilen esaslara uyulup uyulmadığı incelenip değerlendirilerek, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle Dairemizce bozulması üzerine, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesi ve hayat sigortası ile ilgili düzenlemenin haksız şart niteliğinde olmadığı, bu şekilde düzenleme yapılmasına yasal bir engel bulunmadığı hususu bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşmiştir. Bu husus davalı yararına usulü kazanılmış hak niteliğindedir. Hal böyle olunca temyize konu kararda da, özellikle bilirkişi Cihat Şerbetçioğlu tarafından tanzim olunan ve dosyada mevcut bilirkişi rapor ve ek raporlarında da ayrıntılı ve doğru bir şekilde belirtildiği üzere 7638 sayılı Genel Mektup’ ta sigorta poliçelerinin yıllık olarak yapılacağı ve o tarih itibariyle gerçek yaş üzerinden primlerin ödeneceği ayrıca davacının lehine olarak 21.01.2008 tarihinde yürürlüğe giren 18.01.2008 tarihli genel mektupta ise prim ödemelerinin ortalama yaş üzerinden hesaplanacağı belirtilmesine rağmen davalı tarafından 2007 yılı hayat sigortasının 22.01.2007 – 05.12.2007 tarihleri arasında 318 günlük ve 06.12.2007 – 05..12.2008 tarihleri arasında gerçek yaş üzerinden priminin hesaplanması, davacının aleyhine ve davalı banka tarafından düzenlenen genel mektuplara aykırı olmuştur. Bu durumda davacının kullandığı kredi yönünden hayat sigortası poliçesinin, 1. yıl yönünden 22.01.2007 – 21.01.2008 tarihleri arasında gerçek yaş üzerinden; 2. yıl yönünden 22.01.2008 – 21.01.2009 tarihleri arasında ve 3. yıl yönünden 22.01.2009 – 21.01.2010 tarihleri arasında ortalama yaş üzerinden hesaplanması ve buna göre ödenmesi gereken primler ile davacıdan yapılan kesintilerin karşılaştırılarak davacıdan yapılan kesintilerin fazla olması halinde bu miktarların kesinti tarihleri itibariyle mevcut borçtan mahsubuna karar verilmesi gerekirken, mahkemece, usulü kazanılmış hak ilkesi de gözardı edilerek az yukarıda belirtildiği şekilde yanlış gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacı ve davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ikinci bentte gösterilen nedenle davacı ile davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 11.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.