Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/3382 E. 2011/11112 K. 06.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3382
KARAR NO : 2011/11112
KARAR TARİHİ : 06.07.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalıya ait atın haralarında kaldığını, bakım ücretlerinin ödenmediğini, tahsili için icra takibi başlattığını, davalının haksız itirazı nedeniyle icra takibinin durduğunu ileri sürerek haksız itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, duruşmalara katılmadığı gibi cevapta vermemiştir.
Mahkemece, itirazın iptaline, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm,davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmekle, faiz talebi de reddedilmiş olmaktadır. Oysa ki, davacı,icra takibi yapmakla davalıyı temerrüde düşürmüştür. Hal böyle olunca, mahkemece,asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-İ.İ.K nun 67 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile Borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu asıl alacak değerlendirildiğinde likit olup asıl alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki açıklanan yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.’nun 438/7. maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın “hüküm” başlıklı kısmının 2 nolu bendindeki,” fazla talep ile icra inkar tazminatı talebinin reddine “ kelimelerinin hükümden çıkartılarak yerine,yeni bent eklenerek,” asıl alacağa takip tarihinden yasal faiz uygulanmasına “ cümlesinin eklenmesine,diğer bir fıkra ile de, “hükmedilen asıl alacak miktarı üzerinden hesaplanacak %40 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” söz ve rakamlarının karara yazılmasına hükmün bu şekilde düzeltilerek ve değiştirilerek ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 6.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.