Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/10653 E. 2012/12371 K. 31.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10653
KARAR NO : 2012/12371
KARAR TARİHİ : 31.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.09.2008 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; bozmaya uyularak dair verilen 20.03.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar … vekili ve Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Bir kısım davalılar ve dahili davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacıların davaları kabul edilmiş olup, hükmün dahili davalı Hazine (834 ve 997 parsel sayılı taşınmazların maliki) ile davalı … (303 parsel sayılı taşınmaz maliki) vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 09.03.2011 tarihli 2011/2338-2965 esas ve karar sayılı ilamıyla”….826 parsel sayılı taşınmazda paydaş olan Yusuf Selçuk ile 825 parsel sayılı taşınmazın maliki … aynı dava dilekçesi ile dava açmışlar, aynı dava dosyasında yargılama yapılmış ve hüküm kurulmuştur. Davacılar farklı taşınmazların maliki olduklarından yapılan yargılamanın farklı dosyalarda yürütülüp karar verilmesi gerekirken tek bir parsele ilişkin olarak geçit talebinde bulunulmuşcasına yargılamanın aynı dosya üzerinde yürütülüp hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır. Öte yandan hükme esas alınan 20.10.2009 günlü bilirkişi raporu ekindeki krokilerde üzerinden geçit hakkı kurulan 307 sayılı parsel ile 834 sayılı parselin bütünlüğünü bozup ikiye ayıracak şekilde geçit tesisi ile saptanacak geçit bedelinin hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmemiş olması da doğru değildir…” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiş,
hükmü, davalı 997 ve 834 sayılı taşınmazların maliki Hazine vekili ve 303 parsel sayılı taşınmazın maliki … vekili temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de
hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Mahkemce, 825 parsel sayılı taşınmaz yararına 834, 303, 997,306, 307 parsel sayılı taşınmazlardan fen bilirkişi raporunda ikinci alternatif olarak gösterilen yerden geçit kurulmasına karar verilmiştir
Dosya içerisinde mevcut kadastro paftası incelendiğinde, aleyhine geçit kurulan 834, 303, 997, 306, 307 parsel sayılı taşınmazların yüzölçümünün, 295 ve 294 parsel sayılı taşınmazların yüzölçümünden daha küçük olduğu görülmektedir. Bu durumda 834, 303, 997, 306, 307 parsel sayılı taşınmazlar aleyhine geçit kurulması fedakarlığın denkleştirilmesi prensibine uygun değildir. Davacının maliki olduğu 825 parsel sayılı taşınmaz yararına, kullanım bütünlükleri bölünmeksizin 295 ve 294 parsel sayılı taşınmazların batısından , mümkün olmadığı takdirde 304, 305 ve 274 parsel sayılı taşınmazlardan geçit kurulup kurulmayacağı araştırılmalıdır.
Mahkemece açıklanan bu hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekili ve davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 31.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.