YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11282
KARAR NO : 2012/12039
KARAR TARİHİ : 17.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.03.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.05.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 6 parsel sayılı taşınmazdaki bir kısım maliklerin baba adlarının yazılmadığını belirterek bu kişilerin tapu kaydına yazılmayan baba adlarının eklenmesi suretiyle düzeltme yapılmasını talep etmiştir.
Davalı ,davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen hükmün davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 2011/9424 Esas, 2011/10564 karar sayılı 19.09.2011 tarihli bozma ilamı ile “…dava konusu 6 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı ve tapulama tutanağı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmiştir. Ancak mahkemece nüfus müdürlüğünden tapu kaydında malik görünen kişiler ile aynı kimlik bilgilerine sahip başka kişilerin nüfus sicilinde kaydının bulunup bulunmadığı sorulmamıştır. Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma karar vermeye yeterli değildir. O halde dava konusu taşınmazın tapu kaydı, tapulama tutanağı ve dayanağı belgeler incelenmeli, nüfus müdürlüğünden tapu maliki ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin nüfus kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir. Tapuda düzeltme yapılabilmesi için malikin nüfusa kayıtlı ve taşınmaz malikinin değişmemesi diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması esas olmakla,
tapu kayıt malikleri nüfusa kayıtlı ise tapu edinme nedeni ile nüfus kayıtlarının birbirini doğrulaması halinde davanın kabulüne karar verilmeli, tapuda malik görünen …, …’nın yapılan araştırmalara rağmen nüfusa kayıtlı olmadıkları anlaşılırsa, yapılacak inceleme ve araştırma sonunda bu şahısların davacının murisi olduğu sonucuna varıldığı takdirde çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince tapu malikleri ile davacının murislerinin aynı şahıslar olduklarına ilişkin tespit kararı verilmekle yetinilmesi gerekir..” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında usuli kazanılmış hak kuralına değinilmiştir. Anılan içtihadı birleştirme kararında tarif edildiği üzere mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur. Buna da usul hukukunda “usuli müktesep hak” denilmektedir. Mahkeme uyduğu bozma kararına uygun olarak karar vermekle zorunlu olduğu gibi Yargıtay Dairesi de kural olarak bozma kararı ile benimsemiş olduğu ilke ile bağlıdır.
Somut uyuşmazlıkta,
Dosya içindeki taşınmazın tesciline esas belgelerden, paydaşlardan “…’in” soyadının “…”, “…’in” soyadının “…”, “…’ın” soyadının “… ” olduğu tespit edilebilmektedir. Bu kişiler ya da davadan önce ölmüşlerse mirasçıları duruşmaya çağrılarak tapuda paydaş olarak görünen diğer kişiler ile ilgili bilgileri olup olmadığı sorularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece hükmüne uyulan Dairemizin bozma kararına rağmen eksik inceleme ile karar verilmesi olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 17.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.