YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7667
KARAR NO : 2012/8564
KARAR TARİHİ : 18.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 05.05.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 02.11.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalılar vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalılar vekili, müvekkillerine ait taşınmaz paylarının sahte vekaletname ile davacıya satıldığını, bu nedenle açtıkları tapu iptal ve tescil davasının lehlerine sonuçlanarak kesinleştiğini, TMK’nun 724. maddesindeki şartların oluşmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmaza ait tüm payların halen davacı üzerinde kayıtlı olduğu, iptal edilecek davalılara ait herhangi bir tasarruf yetkisini içerir tapu kaydı bulunmadığı, tapu iptal ve tescil kararının verildiği mahkeme kararının infazı için yetki talep edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 705. maddesi uyarınca taşınmaz mülkiyeti kural olarak tescille kazanılır. Bu genel kuraldan ayrık olarak, anılan maddenin ikinci fıkrası gereğince; “Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olması şartına bağlıdır”. O halde, mahkeme kararıyla da tescilden önce mülkiyetin kazanılacağı açıkça belirtilmiş olup mahkemenin tapu iptal ve tescil davası sonucunda davanın kabulüne ilişkin ve kesinleşen
kararı ile davalının mülkiyet hakkına son verilmekte ve davacı yararına mülkiyet hakkı kurulmakta; böylece mülkiyet değişikliği sağlanmaktadır. Ne var ki, taşınmaz mülkiyetini devretmek ya da üzerinde sınırlı ayni hak kurmak veya kurulmuş bu hakları devretmek için tescil zorunludur.
Öte yandan 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/h bendi gereğince, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartlarından sayılmıştır. Anılan Kanunun 115/2. maddesine göre; “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.”
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince;
… parsel sayılı taşınmazın davalılar …, … ve …’a ait toplam 171/240 payı … 1. Noterliği’nin 31.08.1994 tarih ve 15630 no’lu vekaletnamesi ile vekil kılınan … tarafından 13.09.1996 tarihinde davacı …’ya satılmıştır. Davalılar tarafından sahte vekaletnameye dayanılarak yapılan pay satışının geçerli olmadığı ileri sürülerek davacıya karşı tapu iptal ve tescil davası açılmıştır. Antalya 2.Asliye Hukuk Mahkemesi 03.11.2009 günlü ve 2003/107 E., 2009/582K. sayılı kararı ile davanın kabulüne, 258 ada 263 sayılı parselin 171/240 payının iptali ile …, … ve … adlarına payları oranında tesciline karar verilmiş olup karar 21.03.2011 tarihinde kesinleşmiştir.
… Tapu Sicil Müdürlüğü’nce 01.07.2011 tarihinde gönderilen tapu kaydının incelenmesinden; 258 ada 263 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin 13.09.1996 tarihinde satış yoluyla davacı …’ya geçtiği, Antalya 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/107 E.sayılı kesinleşmemiş mahkeme kararı bulunduğuna ilişkin açıklamanın yeraldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, dava şartı noksanlığının tamamlanması için davacı tarafa kesin süre verilmek suretiyle imkan tanınmadan davanın usulden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bu nedenle hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 18.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.