Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/17225 E. 2012/11247 K. 25.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/17225
KARAR NO : 2012/11247
KARAR TARİHİ : 25.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı bankanın dava dışı… isimli kişiye verdiği kredi kartına ilişkin sözleşmeyi garantör olarak imzalamadığını, söz konusu imzanın kendisine ait olmadığını, mahkeme aksi kanaate ulaşırsa garantör olarak atılan imzanın adi kefalet olarak kabulü gerektiğini bildirerek, hakkında icra takibi yapılarak haksız olarak tahsil edilen 8.045,96 TL ‘nin 08.02.2007 tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının sözleşmeyi garantör olarak imzaladığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, imzanın davacıya ait olduğu kanaati ile subut bulmayan davanın reddine, karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı eldeki dava ile davalı banka ile dava dışı… arasında imzalanan kredi kartı verilmesine dair sözleşmeyi garantör sıfatı ile imzalamadığını, mahkemece aksi kanaate ulaşılırsa, bu imzanın kefalet niteliğinde bulunduğunu, sözleşmede kredi limitinin belirli olmadığını, bu nedenle kefaletinde geçerli olmadığını ileri sürerek davalıya ödediği bedelin faizi ile iadesini istemiştir. Mahkemece yapılan kriminal inceleme sonucu sözleşme metninde; garantör sıfatı altındaki imzanın davacıya ait olduğu anlaşılmıştır.
2011/17225 2012/11247
Davacının sözleşme metninde yer alan … beyanı ile kredi sözleşmesine yollama yapılarak bu sözleşmeden doğan ve doğacak borçlar için davalıdan teminat alınmış olmakla birlikte … beyanının sözleşmenin asli unsuru olmadığı, feri nitelikte ve kefalet amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu halde, teminat verenin bağımsız bir borcu değil, kredi kartı müşterisi asıl borçlunun sorumluluğunu yüklenmiş olması nedeniyle de bir … sözleşmesinin varlığından söz edilemez.
BK’nun 484. maddesi gereğince kefaletin geçerli olabilmesi için sözleşmenin yazılı şekilde yapılması kefilin sorumlu olacağı muayyen miktarın (limitin) gösterilmesi zorunludur. Aksi halde sözleşme geçersizdir. Somut olayda, dosyaya ibraz edilen kredi kartı sözleşmesinde , davacı kefilin sorumlu olduğu limit belirtilmemiştir. Bu durumda, davalının, davacı kefil açısından geçersiz olan bu sözleşmeye dayanarak davacıdan bir talepte bulunamayacağı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, BOZMA nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenler ile davacının temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 25.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.