YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/9208
KARAR NO : 2012/20693
KARAR TARİHİ : 04.10.2012
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 Sayılı Kanuna Aykırılık
Hüküm : 1- Sanık … hakkında; 2863 sayılı Kanunun 74/2, 5237 sayılı TCK’nın 62, 50/1-a, 52/2, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet.
2- Sanık … hakkında; 2863 sayılı Kanunun 74/2, 5237 sayılı TCK’nın 39/1, 50/1-a, 52/2. maddeleri uyarınca mahkumiyet.
3- Sanıklar … ve … hakkında; 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca …
2863 Sayılı Kanuna Aykırılık suçundan sanıklar … ile …’in mahkumiyetlerine ilişkin hükümler sanıklar … ve … tarafından; sanıklar … ile …’nın beraatlerine ilişkin hüküm mahalli C. Savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Anayasa Mahkemesinin 07/10/2009 gün ve 27369 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanıp, yayımından itibaren bir yıl sonra 07/10/2010 tarihinde yürürlüğe giren, 23/07/2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 Karar sayılı iptal hükmünün yürürlüğe girdiği tarihe kadar 5237 sayılı TCK’nın 50 ve 52. maddeleri ve 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca doğrudan hükmedilip, başkaca hak mahrumiyeti içermeyen 2000 TL’ye kadar (2000 TL dahil) adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümleri, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanunun 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olup, suç niteliğine ilişkin de herhangi bir temyiz istemi bulunmadığından, 1.800 TL’den ibaret mahkumiyet hükmüne yönelik sanık …’in temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE,
1- Sanık …’nin mahkumiyetine ilişkin hükmün incelenmesinde;
Sanığın, hakkında aynı suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık … ile birlikte … Köyü Sırtayağı mevkiinde izinsiz kazı yaparken suç üstü yakalandığı, dosya kapsamında mevcut Kastamonu Müze Müdürlüğü uzmanlarınca düzenlenen 31/08/2006 tarihli rapor ile kovuşturma aşamasında İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nden alınan 16/05/2007 tarihli cevabi yazı içeriğinden, sanıkların kazı yaptıkları yerin sit alanı ya da korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı niteliği taşımadığının anlaşıldığı, bu durumda lehe kanun karşılaştırmasının 2863 sayılı Kanunun 5728 sayılı Kanun ile değişmeden önceki 74/2. cümlesi ile 5728 sayılı Kanun ile değişik 74/1-2. cümlesi arasında yapılarak, hapis cezasının asgari haddi bakımından daha lehe olan ilk düzenleme uyarınca sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, hatalı mukayese ile sanık hakkında eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, suç işleme kastı ile hareket etmediğine, sanık …’e misafir olarak gitmesi nedeniyle onun yanında bulunduğuna ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Sanık hakkında tayin edilen adli para cezasının taksitlendirilmesine karar verilirken hem uygulanan kanun maddesinin, hem de infazda tereddüte yol açacak şekilde taksitlerin ödenme aralığının gösterilmemesi,
b) Yargılama giderlerinin sanıklardan “sebebiyet verdikleri oranda” alınması yerine “müteselsilen” tahsiline karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, bu hususların yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının sanık … ile ilgili bölümünde yer alan altıncı paragrafına “20 eşit taksitte” ibaresinden önce gelmek üzere “5237 sayılı TCK’nın 52/4 maddesi uyarınca birer ay ara ile” ibaresinin eklenmesi, yargılama giderlerine hükmedilen paragraftaki “müteselsilen” sözcüğünün “sebebiyet verdikleri oranda” şeklinde düzeltilmesi ile hükümdeki usul ve kanuna uygun bulunan sair hususların aynen bırakılmasına karar verilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- Sanıklar … ile …’nın beraatlerine ilişkin hükmün incelenmesine gelince;
Hakkında izinsiz define araştırmak suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık …’nın soruşturma aşamasında kollukta, Cumhuriyet Savcılığında ve sorguda verdiği tutarlı ifadelerde, … Köyü Kademi Deresi mevkiindeki kazı eylemini, … Köyü’nden … lakaplı şahsın soy ismini bilmediği oğlu … ve … Köyü’nden … ile birlikte gerçekleştirdiklerini beyan ettiği, bu beyanlar üzerine ifadeleri alınan sanıklar … ve …’nın üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmemekle birlikte, sanık … ile kendilerine bu yönde bir isnatta bulunmasını gerektirecek husumetlerinin olmadığını söyledikleri, diğer yandan dosya kapsamında mevcut, usulüne uygun olarak düzenlenen iletişim tespit tutanakları incelendiğinde, sanık … ile açık kimliği tespit edilemeyen bir şahıs arasında 09/06/2006 tarihinde yapılan telefon görüşmesinde “…” isminin zikredildiği, yine sanık … ile açık kimliği tespit edilemeyen bir şahıs arasında 12/06/2006 tarihinde yapılan telefon görüşmesinde “…” ismi zikredilerek kırılamayan bir taştan bahsedildiği, sanık … ile açık kimliği tespit edilemeyen bir şahıs arasında 30/05/2006 tarihinde yapılan telefon görüşmesinde de sanık … tarafından diğer şahsa “…akşam üstü saat beşten sonra … geldik, biz beşten beri buradayız,…” şeklinde bir söylemde bulunulduğu, 05/07/2006 tarihinde ise sanıklar … ile … arasında kazı olayına ilişkin olarak yapılan telefon görüşmesinin tespit edildiği anlaşılmakla, sanık …’ya, soruşturma aşamasında kazı eylemini sanıklar … ve … ile birlikte gerçekleştirdiklerini ısrarla ifade ettiği hususu da hatırlatılarak, sözü edilen iletişim tespit tutanaklarının okunması, bu tutanaklara yansıyan “…” ve “…” isimli şahısların sanıklar … ve … olup olmadıklarının, konuşma içeriğinin ne ile ilgili olduğunun sorulması, bu sanıklara yönelik olarak sanık …’nın soruşturma aşamasında verdiği ifadeler ile kovuşturma aşamasında verdiği ifade arasındaki çelişki giderilip maddi gerçeğin her türlü şüpheden uzak biçimde tespiti ile sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeksizin, delil yetersizliği nedeniyle sanıkların beraatlerine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, mahalli C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 04/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.