Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/11656 E. 2012/12934 K. 21.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11656
KARAR NO : 2012/12934
KARAR TARİHİ : 21.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı, davacı avukatınca da duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı … Elektronik vekili avukat … ve … vekili avukat … ile davacı vekili avukat …’ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı kurum tarafından enerji nakil hattı olarak kullanılmak üzere 101515 m2.lik orman sahasının 49 yıllığına kullanılması için Türkiye Elektrik Kurumuna 08.09.1984 tarihinde izin verildiğini, bu izin çerçevesinde Türkiye Elektrik Kurumu tarafından 05.11.1984 tarihli taahhüt senedi verilerek teslim yapıldığını, 04.04.2002 tarihinde Orman Genel Müdürlüğü ile Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığının …, …, … ve … arasında protokol yapılarak izin sahaları üzerinde tekrar düzenlemeler yapıldığını, en son olarak 23.11.2005 tarihinde davalı … Genel Müdürlüğü ile protokol güncellenerek taahhüt senedi alındığını, ancak alınan bu taahhüt senedi içeriğinde yer alan 2004 yılı arazi tahsis bedeli 10.022,00 TL.olarak eksik öngörüldüğünü, bu taahhüdün davalı şirket tarafından tek taraflı olarak imzalanıp gönderildiğini, davalının … bu taahhütnameyi tek taraflı olarak imzalamış olup, bu taahhütnamenin ek bir belge niteliğinde olduğunu, esasen kurumlar arasında 04.04.2002 tarihli protokolün eki niteliğinde bir belge olduğunu, işin esasları ve bedel hesaplarına ilişkin hususların taraflar arasında bu protokol ile imza altına alındığını, davalı şirketin daha sonra taraflar arasında bu ana sözleşmeyi tek taraflı olarak bir taahhütname ile değiştirme yetkisinin olmadığını, bu anlamda taahhütnameye göre bedel tespiti yapılarak kuruma ödenen bedelin eksik olduğunu, bu bedel farklarına ilişkin olarak kurum yetkilileri tarafından ayrıntılı bir inceleme raporu düzenlendiğini, bu inceleme raporuna göre 291.810,43 TL.bedel farkı
alacağının doğduğunu, buna ilişkin olarak 23.11.2005 tarihli protokolün 3.maddesinin F bendi gereği 445.704,01 TL.gecikme zammı ile yine söz konusu bedel farkları ve gecikme zamlarına ilişkin yasal olarak alınması gereken 132.752,60 TL. KDV olmak üzere toplam 870.267,04 TL.alacağın temerrüt tarihi itibari ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; Davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece Davanın kısmen kabulüne 183.549,28 TL.asıl alacağın davalıdan tahsiline, bu paraya dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, talep edilen 1999, 2002, 2003, 2004 yıllarına ait alacaklar bakımından zaman aşımı söz konusu olduğundan reddine, Gecikme ve faizi ile KDV taleplerinin reddine karar verilmiş; hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1-Davacı eldeki dava ile; 1999 ile 2008 yılları arasındaki döneme tekabül eden irtifak bedeli farkını talep etmiş; mahkemece, hükmün gerekçe bölümünde; Davaya konu 1999, 2000, 2001, 2002, 2003, 2004 yıllarına ait olan alacakların zamanaşımına uğradığı belirtilmiş olmasına rağmen hüküm bölümünde “Talep edilen 1999, 2002, 2003, 2004 yıllarına ait alacaklar bakımından zaman aşımı söz konusu olduğundan REDDİNE” şeklinde hüküm tesis edilmiş, böylece 2000 ve 2001 yılları ile ilgili herhangi bir hüküm kurulmadığı anlaşılmıştır.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK.nun 388/son maddesi hükmü gereğince hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı Kanunun 389 maddesinde de, hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüte yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Bu hali ile verilen karar HUMK.nun 388.maddesine uygun değildir. Mahkemece asıl ve birleşen davalar bakımından yukarıda açıklandığı şekilde ayrı ayrı, HUMK.’nun 388. maddesine uygun olarak hüküm kurulmamış olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre her iki tarafın temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 2.bentte açıklanan nedenle her iki tarafın temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan 18.40. TL. temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine ve yine peşin alınan 2.725.70 TL temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 21.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.