YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7126
KARAR NO : 2012/7954
KARAR TARİHİ : 05.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 07.05.1991 ve 11.03.1991 gününde verilen dilekçeler ile tapu kaydının iptali ile mera olarak sınırlandırılmasının istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 07.05.1991 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava ve birleştirilen davada, tapulama komisyonu kararı ile davalıların murisi … adına tescil edilen ve komisyon kararına ekli krokide A harfi ile işaretli 749 parsel sayılı, C harfi ile işaretli 750 parsel sayılı, F harfi ile işaretli 751 parsel sayılı taşınmazlar ile zilyetliğe istinaden tescil edilen 608, 610, 611, 612, 613, 614, 615, 616, 659 ve 660 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile mera olarak sınırlandırılması, tescil harici bırakılan ve aynı krokide B, E ve G harfleri ile işaretli taşınmazların ise mera olarak sınırlandırılması istenmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı Hazine vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Dava, tapu iptali ile mera olarak sınırlandırma istemine ilişkindir.
4342 Sayılı Mera Kanununun 3. maddesinde mera; hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerler olarak tanımlanmıştır.
Aynı kanununun 4. maddesinin 3. fıkrasında, “mera, yaylak ve kışlaklar, özel mülkiyete geçirilemez, ilk fıkrasına göre de, mera, yaylak ve kışlakların kullanma hakkı bir veya birden çok köy veya belediyeye aittir. Bu yerler Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Meralar, kamu ortak mallarından olup, maliki Hazinedir ve özel mülkiyete konu olamaz şeklindedir. Bu cümleden olarak zilyetlikle kazanılmaları da mümkün değildir. Kamu malı olmaları nedeni ile, özel mülkiyete konu olmaları mümkün bulunmayan ve tapuya tescilleri de gerekmeyen meraların, hukuki dayanaktan yoksun ve geçersiz bir işlemle tapuya bağlanması durumunda, bu tapu hukuken yokluk ifade eder. Bu tapu kaydı üzerinde iktisapta bulunan kişilerin de Türk Medeni Kanununun 712 ve 1023. maddelerinden yararlanmaları olanaksızdır. Hukuki dayanaktan yoksun ve geçersiz olan bir işlemle merayı kendi adına tescil ettiren kişiden vaki iktisaplarda geçersizdir. Bu özelliği gereği, taşınmazı kayda dayanarak iktisap eden kişinin ikinci ya da üçüncü el olması sonucu etkili olmadığından iyi niyet savı dinlenmez, 712 maddenin uygulanmasından da söz edilemez. (Gayrimenkul Davaları Halil Kılıç- Ankara 2006 S:2271)
Bu arada, üzerinde durulması gereken konulardan biri de; çekişme yaratılan tapu kaydına bağlanan ve böylece kişi adına mülkiyet hakkı oluşturulan mera kapsamındaki yere ait tapunun niteliğinin belirlenmesidir.
Meralar kamunun yararlanacağı yerlerden olup buralarda yukarıda belirtilen nitelikte tapu kaydı oluşturulmuş ise tapunun iptalinde, Anayasanın 43. Tapu Kanununun 33. Kadastro Kanununun 16. maddesi göz önüne alınarak kamu yararının bulunduğunun kabulü gerekir.
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olaya gelince;
Dosya içinde bulunan tapu kayıtlarının incelenmesinden, 1984 yılında yapılan tapulama sırasında 188 hektar 3000 metrekare yüzölçümlü 739 parsel sayılı taşınmaz ile 291 hektar 5930 metrekare yüzölçümlü 736 parsel sayılı taşınmazların mera olarak sınırlandırıldığı, davalıların murisinin tapulama tespitine yaptığı itiraz üzerine 28.08.1990 tarihli komisyon kararı ile, 739 parsel sayılı taşınmazın 106 hektar 3874 metrekare yüzölçümlü ve krokide A harfi ile işaretli ( 749 parsel ) ve 736 parsel sayılı taşınmazın 62 hektar 4546 metrekare yüzölçümlü C harfi ile işaretli (750 parsel), 3 hektar 5946 metrekare yüzölçümlü F harfi ile işaretli (751 parsel) sayılı taşınmazların davalıların murisine ait T. Evvel 1338 tarihli 34 numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı gerekçesi ile tespitin iptali ile davalıların murisi … adına tesciline, krokide B, E ve G harfi ile işaretli kısımların ise tescil harici bırakılmasına karar verildiği, dava konusu 608, 610, 611, 612, 613, 614, 615, 616, 659 ve 660 parsel sayılı taşınmazların ise tapulama sırasında zilyetlik ve harici satışa dayalı olarak davalıların murisi … adına tescil edildiği anlaşılmıştır.
3402 sayılı Kadastro Kanununun “kayıt ve belgelerin kapsamını tayin” başlığını taşıyan 20/e maddesi hükmüne göre; “ harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar, değişebilir ve genişletilmeye elverişli nitelikte ise, bunlardan gösterilen miktara itibar olunur. Ancak değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardaki taşınmaz malların kayıtları, fizik yapıları ve konumları itibariyle belli bir yeri kapsıyorsa, tespit o sınır esas alınarak yapılır” şeklindedir. Tapulama komisyonunca dava konusu taşınmazları kapsadığı belirtilen T. Evvel 338 tarihli 34 numaralı “çayır” vasfı ile tapuda kayıtlı taşınmazın miktarı 30 dönüm olup, tapulama sırasında 30 dönüm yüzölçümlü 608 parsel sayılı taşınmaza uygulanmış, bitişiğindeki 660 parsel sayılı taşınmaz ise, tapu kaydı miktar fazlası olarak zilyetliğe dayalı olarak davalılar murisi … adına tescil edilmiştir.
Tapulama komisyonunca 749, 750 ve 751 parsel sayılı taşınmazların T. Evvel 338 tarihli 34 numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı kabul edilmiş ise de dayanak tapu kaydının Doğusu: cami yeri, Batısı: boğaz ve göl, …, Güneyi: Göl, …, Kuzeyi: top tepe okumaktadır. Açıklanan bu sınırlar yukarıda açıklanan değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardandır. Bu itibarla 15. 07.2011 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide A harfi ile işaretli 749 , C harfi ile işaretli 750 ve F harfi ile işaretli 751 parsel sayılı taşınmazların, bu taşınmazların bitişiğindeki meradan genişletildiğinin kabulü gerekir. Mahkemece 749, 750 ve 751 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davanın kabulü ile mera olarak sınırlandırılmalarına karar verilmelidir.
Öte yandan, senetsizden davalıların murisi adına tescil edilen 610 parsel sayılı taşınmaz 750 parsel sayılı taşınmazın ortasında kalmakta ve etrafı tümü ile 750 sayılı parsel ile çevrilidir. Meraların zilyetlikle iktisabı mümkün olmadığından 750 parsel sayılı taşınmazın da meradan kazanıldığının kabulü gerekir.
Mahkemece açıklanan bu yönler nazara alınmadan kayıt ve belgelere aykırı ziraat bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle davanın tümü ile reddi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. Bentte açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. Bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 05.06.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.