Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/8336 E. 2011/8127 K. 26.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8336
KARAR NO : 2011/8127
KARAR TARİHİ : 26.05.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, davalı tarafça kefil olarak imzaladığı borç senedine dayanılarak aleyhine icra takibi yapıldığını, ancak yapılan yasal düzenleme ile kefalete ilişkin sorumluluğun ortadan kaldırıldığını, ileri sürerek yapılan takipten dolayı borçlu olmadığının tesbitine, takibin iptaline, ve % 40 inkar tazminatının ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, takipten dolayı davacının borçlu olmadığının tesbitine, takibin iptaline, % 40 tazminat tutarı 1.753,43 TL.nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline, ticari faiz isteğinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı ve davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece, davalı tarafça davacı aleyhine yapılan takibin iptali ile takip konusu borç senedinden dolayı 4.383,57 TL. Borçlu olmadığının tesbitine, takip konusu 4.383 TL.nin % 40 oranında İİK’nun 72/5 maddesine göre hesaplanan 1.753,43 TL.tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi 2011/8336-8127
ile davalıdan tahsiline, ticari faiz işletilmesi talebinin reddine karar verilmiştir. İİK.nun 72/5 maddesi hükmüne göre, borçluyu menfi tesbit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, karşı tarafın talebi üzerine, alacaklının tazminatla mahkum edileceği belirtilmiştir. Davalı alacaklının düzenlenen borç senedi ile icra takibi yapması davalının kötü niyetli olduğunu göstermez. Sadece alacaklının icra takibinde haksız olduğunu gösterir. Davalı alacaklının ayrıca kötü niyetli olduğu da ispatlanamamıştır. Bu durumda davalı alacaklının tazminattan sorumlu tutulması yasaya aykırıdır, bozma nedenidir.
3-Bir davadaki yargılama giderlerinden olan vekalet ücreti müddeabihin miktar ve değeri üzerinden hesaplanır. Davanın müddeabihi de, asıl alacak ile dava tarihine kadar işlemiş olan gecikme faizi toplamı olan miktardır. Dava tarihinden sonra işleyecek faizler müddeabihin belirlenmesinde esas alınmaz (HMUK 1-2 md.) O halde, dava sonrası işleyecek faiz ile ilgili reddedilen bir müddeabih bulunmadığından, davalı lehine vekalet ücretine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, 2. ve 3. bentlerdeki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.bent gereğince temyiz olunan kararın hüküm başlıklı bölümünün 3.maddesinin silinerek, hükümden çıkarılmasına yerine “%40 tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına” ibarelerinin yazılmasına, 3. bent gereğince mahkeme hükmünün 7. maddesinin de hükümden çıkarılmasına , hükmün değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 26.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.