YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14980
KARAR NO : 2011/4929
KARAR TARİHİ : 31.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya ait 603 ada 2 parsel numaralı taşınmazı ihale sonucu 10.7.1997 tarihli Encümen kararı ile satın aldığını, tapunun 31.7.1997 tarihinde kendisine devredildiğini, daha sonra davalının Encümenin yaptığı satışın geçersiz olduğu iddiasıyla Sarayönü Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/101 esas sayılı dosyası ile tapu iptali ve tescil davası açtığını, 17.5.2007 tarihinde kesinleşen kararla tapunun iptali ile davalı … adına tesciline karar verildiğini, taşınmaz üzerine çok büyük yatırımlar yaptığını, binlerce ağaç diktiğini, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalının iade tarihindeki muhdesat değerlerini iade etmesi gerektiğini, ayrıca ödenen bedelin iade kapsamında taşınmazın rayiç bedelinin iadesi ile maddi ve manevi tazminat ödemesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000.000TL sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak, 200.000TL maddi ve 100.000TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, sebepsiz zenginleşme olmadığını, muhdesatlar nedeniyle kazançlarının olmadığını, davacının sanayi tesisi oluşturmak amacıyla taşınmazı satın aldığını ancak taahhüdünü yerine getirmeyerek kendilerini zarara uğrattığını, ihale şartnamesinin 11.maddesi gereğince bedelin iadesini isteyemeyeceğini, taşınmazın amaca aykırı kullanılması nedeniyle tapunun iptaline karar verildiğini, maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davacı tarafından daha önce satın alınan fakat satış işlemi iptal edilen taşınmaz üzerinde gerçekleştirilen yapım ve dikim ile arsa bedeli ile ilgili olarak 1.200.000,00TL’nin 21/05/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya 2010/14980-2011/4929
verilmesine, faizle ilgili olarak fazlaya ilişkin taleplerin reddine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, eldeki davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davalıya ödediği taşınmaz bedelinin iadesi kapsamında sebepsiz zenginleşme nedeniyle 1.000.000TL, uğradığı zarara ilişkin maddi tazminat olarak 200.000TL ve manevi tazminat olarak 100.000TL olmak üzere üç kalem istekte bulunmuş, mahkemece, yapım ve dikim ile arsa bedeli ile ilgili olarak 1.200.000,00TL’nin faiziyle davalıdan tahsiline,manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Dava, niteliği itibariyle kısmi dava niteliğindedir. Alacaklı, alacağının tümü için dava açmak zorunda olmayıp, şimdilik belli bir bölümünü dava konusu yapabilir. Ancak alacaklının böyle bir kısmi dava açması halinde de, alacağın tümü için açılan davalarda olduğu gibi talep edilebilecek alacak miktarının tam ve kesin olarak belirlenmesi zorunludur. Öte yandan, HUMK.nun 388/son ve 389. maddeleri gereğince de, davadaki taleplerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi de gereklidir. Somut olayda mahkemece değişik kalemler için değişik bilirkişi raporlarına atıf yapılmış olup tüm alacak miktarları kalem kalem,açık,tam ve kesin olarak belirlenmediği gibi, verilen hüküm de, HUMK’nun 388. ve 389. maddelerinde belirtildiği gibi, açık ve tereddüte yer vermeyecek nitelikte de değildir. O halde mahkemece kısmi dava niteliğinde de olsa, talep konusu olan her alacak kalemi , tam ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenip, bundan sonra taleple bağlı kalınmak suretiyle alacağın dava konusu yapılan bölümü ile ilgili hüküm kurulması gerekirken, açıklanan hususlar gözardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarda birinci bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ikinci bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 31.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.