YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8483
KARAR NO : 2012/9987
KARAR TARİHİ : 11.09.2012
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.09.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05.03.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 10268 ada 5 parsel sayılı taşınmazda bulunan 12 no’lu bağımsız bölümü, 01.12.2008 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davalıdan satın aldığını ileri sürerek, dava konusu taşınmaza denk gelen arsa payının adına tescilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, satış vaadine konu bağımsız bölüme isabet eden 38/100 payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Borçlar Kanununun 29. maddesinden kaynaklanan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 237. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyeti devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davası ile borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
3194 sayılı İmar Kanununun 26. maddesi hükmü gereğince, yasadaki ayrık durumlar hariç her türlü inşaatın yetkili merciden alınacak ruhsat ve yetkili merciin onayladığı plana uygun yapılması gerekir. Şayet bir inşaata
ruhsatsız başlanmış veya ruhsat olmakla birlikte inşaat; ruhsatın eki olan projesine aykırı yapılmışsa o inşaat “kaçak inşaat” kabul edilir ve aynı yasanın 32. maddesi uyarınca da yıkıma tabi tutulur.Yasalar uyarınca yıkımı zorunlu olan bir yerin ekonomik değer olarak varlığı da düşünülemez.
Her ne kadar 24.04.1978 tarihli ve 3-4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararında, üzerinde bina bulunan ancak kat mülkiyeti yada kat irtifakı henüz kurulmamış bir taşınmazda bağımsız bölüm satış vaadi geçerli kabul edilmiş ise de, İçtihadı Birleştirme Kararının konusu yasalara uygun meydana getirilmiş bir yapıdır. Belirtmek gerekirse, kaçak ve hakkında yıkım kararı olan bir yapıda anılan İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanması yasaların yaptırıma bağladığı eylemin devamına neden olma sonucunu sağlayacağından kaçak binada bağımsız bölüm satışına konu satış vaadi sözleşmesine dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil isteği kabul edilemez. Zira bu gibi yerler üzerinde kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulma olanağı yoktur.
Somut olaya gelince; davacının dayandığı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi noterde usulüne uygun olarak düzenlenmiş olup geçerli bir sözleşmedir. Ne var ki dosya içinde bulunan Şişli Sulh Hukuk Mahkemesinin 2002/1594 sayılı dosyasında hazırlanan 15.4.2003 tarihli bilirkişi raporunda satış vaadine konu bağımsız bölümün bulunduğu yapıda İmar Kanununa aykırı katların yapıldığı, kısaca “kaçak inşaat” olduğu bu nedenle hakkında yıkım kararı bulunduğu belirtilmiştir. Dosya içerisindeki tapu kaydında taşınmaz davalı ve dava dışı kişiler adına “arsa” niteliği ile kayıtlıdır.Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin konusu 12 numaralı bağımsız bölüm olup ayrıca arsa payı belirtilmiş değildir. Bu nedenle mahkemece, davalının savunması doğrultusunda ve yukarıda açıklanan nedenlerle yapının kaçak olup olmadığı, kaçak ise ruhsat ve projesine uygun hale getirilip getirilemeyeceği araştırılarak toplanan kanıtlar sonucu oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 11.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.