YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7405
KARAR NO : 2012/8483
KARAR TARİHİ : 14.06.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 08/11/2007 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın davacı … yönünden kabulüne, davacı … yönünden reddine dair verilen 09/03/2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayalı geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacıya ait 112 ada 10 parsel sayılı taşınmaz yararına, 112 ada 14 ve 45 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden 06.12.2011 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde kırmızı renk ile gösterilen kısımdan geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Davacı, 10 parsel sayılı taşınmazının mutlak geçit ihtiyacı içinde olduğunu ileri sürerek dava açmış, mahkemece de bu yönde değerlendirme yapılarak geçit kurulmasına karar verildiği görülmüştür. Dosya içindeki pafta örneği ile hükme esas alınan 06.12.2011 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokinin incelenmesinden, davacıya ait 112 ada 10 parsel sayılı taşınmazın, kuzeyindeki dava dışı … adına kayıtlı taşınmaz ile müşterek sınırında güneybatı istikametine giden kadastrol yola temas halinde olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, öncelikle 06.12.2011 tarihli bilirkişi raporunda yeşil renkle gösterilen bu yolun araç geçişine elverişli olup olmadığı, davacının bu yolu kullanıp kullanamayacağı, nispi geçit ihtiyacı içinde olup olmadığı araştırılmalıdır.
Yine dosya içerisindeki bilirkişi raporlarında, bu yolun araç geçişi için uygun olmadığı, bazı kısımlarında yer yer daralmalar, yükseltiler ve % 60 oranında eğimli olduğu belirtilmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda söz konusu yolun genişletilerek, iş makinalarıyla makul süre çalışma ve masraf yapılmak suretiyle araç geçişine uygun hale getirilmesinin mümkün olup olmadığı ayrıntılı şekilde açıklanmamıştır. Bu durumda mahkemece, mahallinde teknik bilirkişiler aracılığı ile yeniden keşif yapılarak bilirkişilere söz konusu yolun genişletilerek ve teknik araçlarla (greyder vb.) çalışma yapılmak suretiyle araç geçişine uygun hale getirilmesinin mümkün olup olmadığı hususu açıklattırılmalı, gerekirse fotoğrafları da çektirilmek suretiyle keşfi izlemeye elverişli rapor ve kroki düzenlettirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eğer kadastrol yolun araç geçişine uygun hale getirilmesi mümkün ise davacı taşınmazının nispi geçit ihtiyacı içinde olduğunun kabulü ve davacının geçit talebinin bu doğrultuda araştırılarak sonuçlandırılması, aksi halde başka güzergahlardan geçit kurulması için araştırma yapılması gerekir.
Mahkemece, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; geçit davalarında uygulanan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince yüzölçümü daha büyük olduğu anlaşılan 12 sayılı parsel yerine 45 sayılı parselden geçit kurulması ve devamında 14 sayılı parselin ekonomik bütünlüğü bozulacak şekilde iki parçaya bölünmek suretiyle geçit kurulması da yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 14.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.