Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/8743 E. 2012/22168 K. 17.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8743
KARAR NO : 2012/22168
KARAR TARİHİ : 17.10.2012

Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle Yaralama
Hüküm : TCK’nın 89/1, 89/2-b, 51/1-3 maddeleri gereğince mahkûmiyet

Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında CMK’nın 232/2-c maddesi uyarınca suçun işlendiği zaman diliminin gösterilmemesi mahallinde tamamlanabilir eksiklik olarak kabul edilmiş; iddianame ile talep edilmesine karşın sürücü belgesinin geri alınması konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi, bu hususun mahkemenin takdirinde olması nedeniyle tebliğnamenin bu yönde bozma isteyen 3 numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
1- Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 24.11.2006 tarihli Medikolegal Değerlendirme Raporunda, mevcut olay sebebiyle katılan mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin zayıflaması/yitirilmesi yönünden olay tarihinden en az 12 ay sonra ortopedi ve travmotoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesinin uygun olacağı tıbbi kanaatine varıldığı belirtilmesine karşın bu raporun aldırılmadığı, katılan vekili tarafından temyiz dilekçesine ekli olarak gönderilen ve aynı kurum tarafından düzenlenmiş olan 30.04.2009 tarihli raporda hastanın sağ el bileğindeki hareket kısıtlılığının sağ üst ekstremite fonksiyonlarının sürekli zayıflaması niteliğinde olduğunun belirtilmesi nedeniyle, Adli Tıp kurumundan yeniden rapor alınarak yaralanmanın derecesinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde tespitinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği düşünülmeden eksik araştırma ile hüküm tesisi,
2- Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1 ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru ve yaralanma derecesi, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle TCK’nın 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, sanığın olayda asli ve tam kusurlu oluşu ve yaralanmanın niteliği dikkate alınmaksızın asgari hadden uzaklaşılması yerine hak ve nasafete uymayacak şekilde asgari hadden ceza tayini,
Kabule göre de;
5237 sayılı TCK’nın 50/3. maddesi uyarınca, daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş bulunan 18 yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş sanıkların kısa süreli, diğer sanıkların ise otuz gün ve daha az süreli hapis cezalarının aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı yaptırımlara çevrilmesi zorunlu olup, adli sicil kaydı bulunmayan ve suç tarihinde 66 yaşındaki sanık hakkında hapis cezasının aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğu, TCK’nın 50 ve 51. maddelerinin her ikisi de kişiselleştirme kurumu ve birbirlerine karşı öncelikleri bulunmamakta ise de, mecburi olan hükümlerin, taktiri hükümlerden önce uygulanacağı, Kanunun 50/3. fıkrasındaki düzenleme uyarınca öncelikle 50/1. maddesinin uygulanmasının gerektiği nazara alınmaksızın hükmedilen kısa süreli 4 ay 15 gün hapis cezasının TCK’nın 51. maddesi uyarınca ertelenmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 17.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.