Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/19891 E. 2012/7305 K. 21.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/19891
KARAR NO : 2012/7305
KARAR TARİHİ : 21.03.2012

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı bankadan almış olduğu 2 adet kredi kartları ile çok kısa aralıklarla toplam 13.510, 00 TL “lik kontör alınmak suretiyle harcama yapıldığını öğrendiğini, oysa ki böyle bir kontör alımından haberi ve onayı olmadığını, davalı bankanın yeterli özeni göstermemesi nedeniyle olaydan sorumlu olduğunu, Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduğunu soruşturmanın halen devam ettiğini ileri sürerek 13.510, 00 TL nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, 13.510, 00 TL alacağının ödeme tarihinden işletilecek faizi ile istirdatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının hesabından yapılan işleme kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, olayın oluş şeklinin, davacının şifre ve müşteri numarasını koruyamadığını ve kişisel bilgisayarında güvenlik tedbirlerini almadığını gösterdiğini, bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemişdir.
Mahkemece, davanın redddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacıya ait kredi kartının, hukuka aykırı olarak üçüncü kişiler tarafından kullanılması nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, davacı, rızası ve bilgisi dışında kullanılan kredi kartı harcamalarından sorumlu olmadığını ileri sürmüş, davalı ise, kredi kartına ilişkin bilgi ve şifrelerin saklanması ve korunmasında gerekli özenin gösterilmediğini belirterek, yapılan harcamalardan davacının sorumlu olması gerektiğini savunmuştur.
Davacının 4870…10 nolu kredi kartı ile, 25.12.2007.2009-30.12..2007 tarihleri arasında toplam 149 adet kısa aralıklarla toplam 9245, 00 TL tutarında, 4282…..11 nolu kredi kartı ile 24.12.2007-30.12.2007 tarihleri arasında toplam 72 adet 4265 TL tutarında kontör satın alınmak suretiyle, internet üzerinden işlem yapıldığı anlaşılmakta olup, mahkemece aldırılan 2.05.2011 tarihli bilirkişi raporunda, “dava konusu olayda kart hamili ile işyerinin yüz yüze gelmediği, kartın ibraz edilmediği ve 3D güvenlik sistemince oluşturulan şifrenin kullanıldığı, mesafeli işlem olduğu, dava konusu işlemlerin “kişiye özel şifre bilgisi ile yapıldığını, dolayısıyla kart hamillerinin güvenliğini artırmak için geliştirilen bu ürürün davalı banka tarafından müşterilerine sunulduğu, davaya konu işlemlerin kart numarası, kartın son kullanım tarihi .güvenlik kodu ve 3 D şifresi girilerek tamamlandığını, bu işlemlerin yapılabilmesi için sadece kart bilgileri ve kişisel bilgilerin 3.şahısların elinde olmasının yetersiz olduğunu, kartın şifre bilgisinin de ele geçirilerek bu bilgiler kullanılmak suretuyle 3D güvenlik şifresinin oluşturulması gerektiğini davacının bu bilgilerin gizliliğini 3.kişilere karşı koruyamadığını gerek bankanın gerekse kart hamilinin olayda ihmal ve kusurlarının bulunduğunu, davacının % 40, davalı bankanın %60 oranında sorumlu olduğu belirtilmiş tir.Mahkemece, bilirkişi raporunda davalı bankanın müterafik kusurunun bulunduğu yönündeki tespitlere mahkemece itibar edilmeyerek davacının hamili olduğu kredi kartları ile sadece davacı tarafından bilinmesi gereken bilgiler kullanılmak sureti ile internet üzerinden kontör alma işleminde davacının kredi kartı ile ilgili bilgilerinin gizliliğini 3.kişilere karşı koruyamadığından olayda ağır kusurlu olduğu, davalı bankaya atfedilecek herhangi bir kusur ve sorumluluk bulunmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için, 5464 sayılı “Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu”nun, konu ile ilgili hükümlerinin incelenmesinde;
“Kart Hamillerinin Yükümlülükleri” başlıklı 15. maddesinde, “Kart kullanımından doğan sorumluluk, sözleşme imzalandığı ve kartın zilyetliğine geçtiği veya fizikî varlığı bulunmayan kart numarasının öğrenildiği andan itibaren, kart hamiline aittir.”
“Bildirim Zorunluluğu” başlıklı, 16. maddesinde, “Kart hamili, kendisine tevdi edilen kartı ve kartın kullanılması bir kod numarası, şifre veya kimliği belirleyici başka bir yöntemin kullanılmasını gerektiriyorsa bu bilgileri güvenli bir şekilde korumak ve başkaları tarafından kullanılmasına engel olacak önlemleri almak, kartın kaybolması, çalınması veya iradesi dışında gerçekleşmiş herhangi bir işlemi öğrenmesi halinde kart çıkaran kuruluşu derhal haberdar etmek zorundadır.”
“Kartın Haksız Kullanımı ve Sigortalanması” başlıklı 12. maddesinde ise, “Kartın ya da 16 ncı maddede belirtilen bilgilerin kaybolması veya çalınması halinde kart hamili, yapacağı bildirimden önceki yirmi dört saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlardan yüzelli Yeni Türk Lirası ile sınırlı olmak üzere sorumludur. Hukuka aykırı kullanımın, hamilin ağır ihmaline veya kastına dayanması veya bildirimin yapılmaması hallerinde bu sınır uygulanmaz.” hükümleri bulunmaktadır.
Yine taraflar arasındaki kerdi kartı sözleşmesinin, “Kart ve Şifrenin Kullanımından Sorumluluk” başlıklı 89. maddesinde de, kart şifresinin gizli tutulması gerektiği, aksi halde kart sahibinin
2011/19891-2012/7395
sorumlu olduğu belirtilmiştir.
Görüldüğü üzere, kredi kartı sahibi, Banka ile sözleşme imzaladığı ve kartın kendi zilyetliğine geçtiği andan itibaren anılan yasa gereğince kendisine tevdi edilen kredi kartını, gerekse bu kartın kullanılması ile ilgili bilgileri koruma ve saklama ile yükümlü olup dava konusu olayda da, kartın fiziken kullanılmadığı, söz konusu işlemlerin, bilgisayarla internet ortamı üzerinden ve davacı kart sahibine ait şifrenin kullanılması suretiyle yapılmış olması nedeniyle, gerek açıklanan yasa hükümleri, gerekse imzalanan sözleşme gereğince, kartın üçüncü kişilerce kullanımından davacı kart sahibinin sorumlu olduğu, bununla beraber, davalı Bankanın da, internet üzerinden yapılan alışverişlerde statik şifre yerine, her işlemde değişen dinamik şifre kullanılmasını gerektiren bir sistemi oluşturmaması, işlemlerin tamamının, gece yarısından sonra ve yüksek tutarlarda, peş peşe bölünerek, kontör alımına ilişkin yapılmış olması karşısında, olağan olmayan bu tip harcamaları kart sahibi davacıya bildirmeyerek, objektif özen borcunu yerine getirmemiş olması nedenleriyle, olayda sorumluluğu bulunduğunun kabulü gerekir. Olay nedeniyle tarafların müterafik kusurlarının bulunduğu, bilirkişi raporu ile tespit edilmiş ise de olayın oluş şekli itibariyle, az yukarda açıklanan Yasa ve sözleşme hükümleri gereğince, ayrıca davacının olay nedeni ile şikayette bulunduğu ve soruşturması devam eden C.savcılığının dosyası da incelenerek tarafların müterefik kusur oranlarınınn tespiti için Mahkemece bu konuda yeniden bilirkişice incelemesi yaptırılarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, 21.3.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.