Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/4270 E. 2012/10505 K. 18.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4270
KARAR NO : 2012/10505
KARAR TARİHİ : 18.04.2012

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı eczacı olduğunu, sahte ilaç kupürü nedeniyle sahtecilik ve dolandırıcılıktan yargılandığını, … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2006/628 E. Sayılı dosyasında bu suçtan beraat ettiğini ve kararın kesinleştiğini, Bağ-Kur … İl Müdürlüğü’nün 21.10.2004 tarihli yazısıyla 16.369, 00 TL alacağının bu suç nedeniyle bloke edildiğini, beraat kararından sonra davalıya bloke edilen paranın yasal faiziyle birlikte ödenmesi için başvuruda bulunduklarını, davalı tarafından ödemede bulunulmadığını belirterek, 16.391, 00 TL alacağın 21.10.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı kurum tarafından 21.10.2004 tarihli yazı ile davacı aleyhinde sahte küpür fatura edildiği gerekçesiyle açılan ceza davası nedeniyle 16.369, 00 TL alacağının bloke edildiği bildirilmiştir.
Davacı, sahte olduğu iddia edilen kupürlere ait ilaçları yasal dağıtım kanallarından aldığını, sahte olduğunu bilmesinin mümkün olmadığını açılan ceza davası sonucu beraat ettiğini öne sürerek bloke edilen bedelin faiziyle tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı, bloke işleminin protokol hükümlerine uygun olduğunu savunmuştur. Mahkemece sahte olduğu ileri sürülen kupürler üzerinde, ceza mahkemesince inceleme yaptırılmak suretiyle düzenlenen
2012/4270-10505
bilirkişi raporu esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükme esas alınan Adli Tıp raporunda; sahteliklerinin ilk bakışta kolayca anlaşılamayacağı, ancak ilgililerce yapılacak tetkik ve kontrollerden anlaşılabileceği, davacı eczacının ve çalışanlarının bu sahteliği anlayamayacağı, iğfal kabiliyetini haiz olduğu belirlenmiştir. Ne var ki, davaya ve davalının işlemine konu küpürlerin sahte olduğu sabit olup bilirkişi raporu ile belirlenen “iğfal kabiliyeti” hususu ceza yargılaması yönünden sonuç doğurur. Davalı sahte küpürlerle ilgili ve bu yüzden muhtemelen sahte olan ilaç bedellerinden sorumlu tutulamaz. Davalının uygulaması yerinde ve doğrudur. Öyle olunca davanın reddi yerine yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 18.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.