Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/8042 E. 2012/10053 K. 12.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8042
KARAR NO : 2012/10053
KARAR TARİHİ : 12.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 09.02.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu kayıtlarında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 03.04.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacılar, davaya konu 498, 499, 500 ve 501 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarında, murislerinin “… mirasçıları” şeklinde yazılı olan kimlik bilgilerinin “1310 doğumlu, … ve …oğlu … …” olarak düzeltilmesini istemişlerdir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekilinin temyizi üzerine karar Dairemizce eksik inceleme nedeniyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak taşınmazların dayanak kayıtları getirtilmiş, tanıklar dinlenmiş ve nüfus kayıtları ile kadastro tespit tutanaklarında malik olarak belirtilen şahıslar arasında ilişki kurulamadığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Bu kez hükmü davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 1027. maddesi gereğince tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkindir. Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet … sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerektiği gibi gerçek malikin mülkiyet hakkını kullanmasını engelleyecek bir sonuca da varılmaması gerekir. Bu nedenle tespit malikinin kim olduğu diğer bir deyişle taşınmaz maliki şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanmalıdır.
Dava konusu taşınmazlar Şubat 1950 tarihli 58 no’lu ve K. Evvel 316 tarihli 18 no’lu tapu kayıtlarına dayanılarak … mirasçıları ve diğer müşterekleri adına tespit ve tescil edilmiştir. Kadastro tespiti sırasında tespit bilirkişilerinin, …’in 1951’de ölümü ile karısı … ve evlatları …, …, … …, …, … ve …’nin kaldığını ancak başka mirasçıları da bulunabileceğini bildirmeleri üzerine “… mirasçıları” adına tescil gerçekleşmiştir. Gerçekten dosya içerisindeki nüfus kayıtları incelendiğinde karısı … ve çocukları …, …, …, ve … olan 1893 doğumlu … ve Meryem’den doğma … adlı bir kişi mevcut bulunmaktadır.
Davacılar, taşınmazların bu şahısla ilgisi olmadığını iddia etmektedirler. Nitekim bu şahsın sağ olan tek evladı … oğlu 1938 doğumlu … tanık olarak dinlenmiş ve taşınmaz maliklerinin babası … ‘in amcasının çocukları olduğunu bildirmiştir. Yine dosyaya delil olarak sunulan 01.07.2009 tarihli tutanakta muhtar olarak imzası bulunan tanık …… da beyanında, … mirasçıları olarak geçen şahsa Torun … dendiğini ve Dağcı Köyünden olup babasının “…” olduğunu bildirmiştir.
Mahkemece dinlenen diğer tüm tanıklar yerin ……’tan çocuklarına kaldığını, tapu maliki görünen Nebi’nin …’in kardeşi … ve onun ölümü ile diğer kardeşi … ile evlenen kişi olduğunu ve bu yerlerin davacı ve diğer mirasçılar tarafından fiilen taksim edilerek kullanıldığını bildirmişlerdir. Tüm bu deliller değerlendirildiğinde tapulama bilirkişilerinin tespit sırasında malik … mirasçıları olarak yanlış kişileri bildirdikleri ve iktisap nedeninin yanlış düzenlenmesine neden olmuş olabilecekleri dikkate alınarak, tespit yapılan …’in gerçekte hangi … olduğu saptanmalıdır. Mahkemece 1904 doğumlu … ve …’ten olma … mirasçıları dinlenmiştir. Oysa 1893 doğumlu … ve Havva’dan olma hoca lakaplı …’ın dinlenen … haricindeki mirasçıları da dinlenmeli ve mülkiyet iddiaları bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir.
Diğer taraftan tapuda malik görünen …’nin nüfus kayıtları incelenmeli eşleri olduğu söylenen … ve …’nin nüfus kayıtları getirtilerek irtibat sağlanmalı ve mirasçılarının beyanları alınmalıdır. Yine ……’un babası …ve annesi Meryem’e ait aile nüfus kayıtları getirtilerek tüm akrabalık bağları tespit edilmeli, tapuda malik görünen …’in kim olduğu araştırılmalıdır.
Öte yandan, dava konusu taşınmazların Şubat 1950 tarihli 58 no’lu tapu kaydı ile 1/5 payı …oğlu …’e satış sureti ile tescil edilmiştir. Tutanakta dayanak olarak gösterilen K. Evvel 316 tarihli 81 no’lu tapu kaydı getirtilmiş ise de malikleri ve kalan 4/5 payın ne şekilde tespit edildiği anlaşılamamıştır. Bu kayıtlar da tedavülleriyle birlikte merciinden tekrar getirtilmeli, yukarıda belirtilen tüm deliller toplanıp yeniden değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 12.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.