YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14259
KARAR NO : 2011/4306
KARAR TARİHİ : 22.03.2011
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı banka ile 20.12.2005 tarihinde imzaladığı kredi kartı üyelik sözleşmesi uyarınca kullandığı kredi kartına üyelik ücreti adı altında yapılan 35.00 TL lik kesintinin iptali için … Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurduğunu, talebinin haklı görülmesi üzerine kredi kartı üyelik ücretinin hesabına iade edildiğini, davalı banka tarafından 13.05.2008 tarihli yazı ile kredi kartı üyelik sözleşmesinin feshedilerek ,kredi kartının iptal edildiğinin bildirildiğini,davalının bu işleminin hukuka aykırı olduğunu, yapılan fesih işlemi nedeni ile zarara uğradığını ileri sürerek 7000 TL manevi tazminatını faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı banka tarafından davacının üyelik ücretine itiraz ettiğinden bahisle kredi kartının iptal edilmesinden dolayı ayıplı hizmette bulunduğu anlaşılmış ise de 4077 Sayılı yasanın 4.maddesi ve Borçlar Kanunu gereğince manevi tazminat şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı bankanın, davacıya gönderdiği 13.05.2008 tarihli yazısında, kredi kartı üyelik ücretinin diğer müşterilerden tahsil edilirken, bu hizmetlerin davacıya ücretsiz verilmesinin müşteriler arasında ayrımcılık oluşturacağını, davacının kart ücreti ile ilgili itirazının sözleşmeyi fesh anlamına geldiğini, kartın iptali sonucunu doğurduğunu, kredi kartının 13.06.2008 tarihinde iptal edileceğinin ihtar ettiği, kredi kartını kullanıma kapattıkları, davacının bu yüzden eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Sözleşme özgürlüğü yasalarca güvence altına alınmış olup, bu 2010/14259-2011/4306
özgürlüğün ancak kamu yararı ile sınırlandırılabileceği kabul edilmiştir. Kural olarak herkes dilediği sözleşmeyi yapmakta serbest olduğu gibi, istemediği bir sözleşmeyi sürdürmek zorunda da değildir. Bunun istisnası “ittihaki sözleşmeler” olarak adlandırılan kamu hizmeti görmekte olan (Elektrik, su işletmeleri gibi) kamu idare ve müesseseleri ile bunlardan hizmet alan şahıslar arasında kurulan sözleşmelerdir. Bu tür sözleşmelerde kamu idare ve müesseseleri kar amacından ziyade kamu hizmeti görmekle yükümlü olduklarından talep eden her şahısla sözleşme yapma zorunlulukları vardır.
Bankalar bunun aksine kar amacıyla kurulan müesseselerdir. Bu yüzden gördükleri hizmetin karşılığını da isteyebilirler. Ayrıca çok sayıda banka bulunduğuna göre de davacı kendi yükümlülüklerini yerine getirmek kaydıyla dilediği bankadan kredi kartı kullanma imkanına da sahiptir. Bu durumda davacı ile davalı banka arasındaki sözleşmenin iltihaki bir sözleşme olmadığının kabulü gerekir. Bankalar gördükleri hizmetin uygun bir karşılığını istemek hakkına sahiptir. Kredi kartı hizmetinin banka için riski bulunduğu gibi bir maliyeti de bulunmaktadır. Bankanın bu maliyeti kredi kartı kullanıcılarına yansıtması doğaldır. Bankaların 5464 sayılı yasanın 25.maddesi gereğince belirledikleri bu ücreti kart kullanıcılarından istediklerinde bunu ödemeye yanaşmıyan kişilerle sözleşme yapmaya zorlanamıyacakları gibi, mevcut sözleşmeleride bundan sonra sürdürmeye zorlanamazlar. Taraflar arasında mevcut sözleşme hükümlerine göre davalı bankanın davacıdan üyelik ücreti isteminin kabul edilmemesi nedeniyle sözleşme özgürlüğü çerçevesinde aralarındaki sözleşmeyi feshetmesi ve kredi kartını kullanıma kapatmasına engel bir hükümde bulunmamaktadır. Mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın yanlış nitelendirilerek yazılı gerekçe ile reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesi değiştirilerek onanması HUMK 438/son maddesi gereğidir.
SONUÇ:Yukarda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm temyiz itirazlarının reddine,ikinci bent gereğince sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, peşin alınan 17,15 TL. temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 22.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.