YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/18495
KARAR NO : 2011/9078
KARAR TARİHİ : 09.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı … Fide A.Ş avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı davalıların üretip sattığı domates fidelerini alıp serasına diktiği halde, yetişmediğini, fidelerde bakteriyel kanser ve solgunluk hastalığı olduğunun saptandığını, bu nedenle yeni fide dikmesi nedeniyle nisanda hasat etmesi gereken ürünü sezonu kaydırarak mayısta hasat etmesi nedeniyle gelir kaybına uğradığını bildirerek 7.480 TL maddi ve 1000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 2.815,30 TL maddi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı üretici firma tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm,davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı dava dilekçesinde faiz talep etmeyi unuttuklarını belirterek, 1.2.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 13.793 TL ye yükselterek tesbit tarihinden itibaren ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafın ıslah dilekçesini kabul etmemesi, sonradan da faiz istenemeyeceği gerekçesi ile faiz talebinin reddine karar verilmiştir. Faiz, asıl alacağın bir bölümü olmayıp onun fer’i niteliğinde ancak ondan ayrı bir alacak olduğundan, faiz istenmeden yalnızca asıl alacak için açılan dava, bir kısmi dava değil, tam davadır. Bu nedenle asıl alacak davasında faiz istenmemiş ve faiz isteme hakkı saklı tutulmamış olsa bile davacı faiz alacağından feragat etmiş sayılmaz. Daha sonra faiz için ayrı bir dava açılabileceği gibi, ıslah yolu ile aynı davada da faiz istenebilir. Dava konusu olayda da davacı, dava dilekçesinde unutmuş olduğu faiz talebini daha 2010/18495-2011/9078 sonra aynı davada ıslah yoluyla talep etme hakkına sahip olup, bu talep alacağın fer’i niteliğinde olduğundan bu durumda HUMK’nun 86. ve 88. maddelerinde düzenlenmiş olan harç ve giderlerin yatırılmasına da gerek yoktur. Önceki hükümlerin görev ve hükmün çelişkili olması nedeniyle sair yönler incelenmeksizin başka nedenlerle bozulmasından sonra verilen son kararda bu kez faiz talebi hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi nedeniyle kesin hükümden yada davalılar yararına usulü kazanılmış bir haktan söz edilemeyeceğinden mahkemece kabulüne karar verilen alacağın yasal faizi ile tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. (HGK 3.11.2004 tarih 2004/18-545-2004/573.)O halde mahkemece davacının 1.2.2010 tarihli ıslah dilekçesi kabul edilerek, alacağa faiz yürütülmesi gerekirken, faiz talebi hakkında hüküm kurulmaması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK.nun 436/2 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenle kararın hüküm fıkrasındaki 2.bendin silinerek yerine “ kabulüne karar verilen 2.815,70 TL ye dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine” cümlesi yazılarak kararın düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 126.00 TL. kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan 17.15 TL temyiz harcın davacıya iadesine, 9.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.