Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/7062 E. 2012/7918 K. 04.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7062
KARAR NO : 2012/7918
KARAR TARİHİ : 04.06.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.09.2011 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davalı … yönünden davanın kabulüne dair verilen 20.02.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 5 parsel sayılı taşınmazının genel yola bağlantısının bulunmadığını ileri sürerek davalılara ait 436 ada 2 veya 436 ada 3 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı tesisini istemiştir.
Davalı, 2 sayılı parsel maliki Hazine temsilcisi ve davalı 3 sayılı parsel maliki … davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı … yönünden davanın kabulüne, Hazine yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, 3 sayılı parselin maliki davalı … temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede
taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Denilebilir ki, bu tür davalarda davacının dava konusu üzerinde tam bir tasarruf yetkisi yoktur.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Somut olaya gelince; aleyhine geçit kurulan 3 sayılı parselin 441,33 m2, kuzeyindeki 2 sayılı parselin ise 2299,13 m2 yüzölçümünde oldukları, 2 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün aleyhine geçit kurulan 3 parsel sayılı taşınmazdan çok büyük olduğu açıkça anlaşıldığından geçit davalarında uygulanan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince daha büyük parselden geçit kurulması gerekirken daha küçük yüzölçümlü olan parselden geçit kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; Türk Medeni Kanununun 747 ve 748. maddeleri gereğince geçit hakkı bir taşınmaz lehine diğer taşınmaz aleyhine kurulur ve taşınmazların irtifak sütununa kaydı gerekir. Bu itibarla, hüküm sonucunda “…geçit hakkının tapuya tesciline” şeklinde ve geçit kurulan yerin taşınmazdan ayrılması anlamına gelecek biçimde hüküm kurulması yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 04.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.