Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/16716 E. 2012/10331 K. 17.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/16716
KARAR NO : 2012/10331
KARAR TARİHİ : 17.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı şirket kırsal kalkınma yatırımlarının desteklenmesi programı kapsamında kendileri ile Bakanlık adına Tarım İl Müdürlüğü arasında hibe sözleşmesi imzalandığını, verilecek hibe tutarının teminatı olarak proje toplam tutarının %10’u tutarında banka teminat mektubu verdiğini, projenin hibe desteği ve bankalardan temin edilecek krediyle tamamlanacağının planlandığı, ancak global ekonomik kriz nedeniyle bankalardan kredi alamadıklarını, projenin gerçekleşemeyeceğini 16.10.2010 tarihli yasıyla davalıya bildirdiklerini, ancak davalının sözleşmenin feshini kabul etmesine rağmen teminat mektubunu iade etmediğini ileri sürerek teminat mektuplarının hazineye irat kaydedilemeyeceğinin menfi tesbitini istemiştir.
Davalı, davacının süresi içinde projeyi tamamlamadığını ve 16.10.2010 tarihinde sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, teminat mektubunun irat kaydının sözleşmeye uygun olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının dayandığı olguların mücbir sebep olmadığı, teminat mektubunun irat kaydının doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 16.4.2009 tarihli hibe sözleşmesi ile yatırımcı olan davacıya proje maliyetinin bir kısmı kadar hibe yardımında bulunulmasının kararlaştırıldığı 2011/16716 2012/10331
ve davalı tarafından proje tutarının %50 oranında ve en fazla 249.986,63 TL hibe yoluyla finansman sağlanacağının taahhüt edildiği, yatırımcı olan davacının projeyi kendi sorumluluğu altında uygulanacağının belirlendiği anlaşılmaktadır. Öte yandan davalı tarafça verilmesi kararlaştırılan hibe desteğine teminat olmak üzere davacıdan teminat mektubu alındığı, ancak davacıya davalı tarafından herhangi bir ödemede bulunulmadan davacının proje için bankalardan kredi alamadığını bildirerek sözleşmenin feshini istediği, davalının da sözleşmeyi feshettiği de sabittir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 14.3 maddesinde, hibe sözleşmesinin 14. Madde hükümleri çerçevesinde feshedilmesi halinde yatırımcının davalı tarafından fesih tarihine kadar yapılan hibe tutarını yasal faizi ile birlikte geri ödeyeceği ve sözleşme öncesi verilmiş olan teminat mektubu veya nakdin irat kaydedileceği kararlaştırılmış olup, sözleşmenin genelinden ve 14.3. madde kapsamından teminat mektubunun irat kaydedilebilmesi için öncelikle hibe yardımının yatırımcıya kullandırılması gerektiği anlaşılmaktadır. Verilecek olan hibe yardımına teminat olarak alınan teminat mektubunun, hibenin verilmemesi nedeniyle irat kaydı bu bağlamda mümkün olmadığı gibi, davalı kurumun projenin gerçekleştirilmemesi ve hibe yardımında bulunulmaması nedeniyle zarara uğradığı da iddia ve ispat edilmediğinden teminat mektubunun davacıya iadesi gerektiğinin kabulü zorunludur. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 17.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.