Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/20629 E. 2012/21387 K. 10.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20629
KARAR NO : 2012/21387
KARAR TARİHİ : 10.10.2012

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet suçundan sanık …’ın, 2863 sayılı Kanun’un 74/2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/1, 52/1-2. maddeleri uyarınca 1.800,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Kars 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2010 tarihli ve 2009/509 esas, 2010/310 sayılı kararı ile ilgili olarak;
1-5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması gerekip gerekmediği hususunun tartışılmamasında,
2- Kayden 14.02.1991 doğumlu olan sanığın suçun işlendiği 16.06.2008 tarihinde 18 yaşını ikmal etmediğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında belirlenen cezadan, 5237 sayılı Kanun’un 31/3. maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken, indirim yapılmaksızın fazla cezaya hükmedilmesinde,
isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı’nın 17.09.2010 gün ve 24662 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.06.2011 gün ve 56447 sayılı tebliğnamesi ve Yargıtay yüksek 7. Ceza Dairesi’nin 16.01.2012 tarih, 2010/11388 Esas ve 2012/132 Karar sayılı görevsizlik kararı ile Daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma, karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesini ve ülke sathında uygulama birliğine ulaşılmasını sağlama amacıyla, olağanüstü bir denetim muhakemesi yolu olarak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu denetimin konusu, maddi ve yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıklardır. Ancak, gerek kesin hükmün otoritesinin korunması zorunluluğu gerekse olağanüstü bir denetim yolu olması nedeniyle dar kapsamlıdır; her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu değildir. Nitekim, yasa yolunun bu özelliği nedeniyle, hakimin takdirini hatalı kullanmasına ilişkin hususlardaki hukuka aykırılıklar olağan bir denetim yolu olan temyiz incelemesi sırasında dikkate alınabilecek ise de, kanun yararına bozma istemine konu edilemezler, nitekim; 14.11.1977 gün ve 3/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da, erteleme istemi hakkında olumlu ya da olumsuz bir kararı kapsayan, ya da yasal gerekçe gösterilmeden bu isteklerin reddine ya da kabulüne ilişkin olan ve temyiz edilmeden kesinleşmiş bulunan hükümlere karşı, kanuna aykırılıkta bulunulduğundan bahisle, yazılı emir kanun yoluna başvurulamayacağının açıkça belirtildiği,
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için, maddedeki objektif ve subjektif şartların gerçekleşmesi yanında, “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaate” ulaşılması gerektiği, dolayısıyla müessesenin uygulanıp uygulanmaması yönünde hakimin subjektif kanaatinin önem taşıdığı, 6008 sayılı Kanun ile 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasına eklenen “sanığın kabulü şartı”nın da müessesenin hukuki niteliğini değiştirdiği, kesin hükmün otoritesini kaldıran kanun yararına bozma kanun yoluna başvurulduğunda, CMK’nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) ve (b) bentlerindeki hallerde yeniden yargılamanın kabul edildiği, diğer hallerde ilgili dairece karar verilmesinin zorunlu olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartlarının değerlendirilmediğine yönelik bir kanun yararına bozma istemi üzerine, maddenin (a) ve (b) bentlerinde belirtilen yeniden yargılama şartlarının bulunmadığı, bu müessese konusunda karar verme yetkisinin de münhasıran hükmü veren mahkemeye ait bulunması nedeniyle, Yargıtay’ca karar verilemeyeceği, taktire ilişkin bu hususun kanun yararına bozma istemine de konu edilmeyeceği anlaşıldığından, “CMK’nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususunun kararda tartışılmaması” sebebine dayalı kanun yararına bozma isteminin reddine;
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki “Kayden 14.02.1991 doğumlu olan ve suç tarihi olan 16.06.2008 tarihi itibariyle 18 yaşını ikmal etmeyen hükümlü hakkında tayin edilen cezada yaş küçüklüğü sebebiyle 5237 sayılı Kanun’un 31/3. maddesi uyarınca indirim yapılmaması” sebebine dayalı kanun yararına bozma isteği, incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Kars 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2010 tarih ve 2009/509 Esas ve 2010/310 sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre uygulama yapılarak; hükümlünün 2863 sayılı kanuna muhalefet suçundan anılan kanunun 74/2. maddesi uyarınca tayin olunan 3 ay hapis cezasından 5237 sayılı TCK’nın 31/3. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılarak 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hürriyeti bağlayıcı cezasının 5237 sayılı TCK’nın 50/1-a maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesine, TCK’nın 52/3. maddesi uyarınca adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının 60 gün olarak tespitine, TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca bir gün karşılığı adli para cezasının sanığın sosyal ve ekonomik durumu ile diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdiren 20 TL olarak belirlenmesine, adli para cezasının belirlenmesine esas 60 tam gün sayısının, bir gün karşılığı belirlenen adli para cezası miktarı ile çarpımı suretiyle hesaplanan 1.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, kararın diğer kısımlarının aynen bırakılmasına, infazın buna göre yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.