YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8601
KARAR NO : 2012/12223
KARAR TARİHİ : 30.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.10.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.12.2011 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 16.10.2012 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden dahili davalı … vekili Av…. geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı …’nin vekili … ile … 2. Noterliği’nde 09.10.2006 tarihinde düzenledikleri satış vaadi sözleşmesiyle davalı …’ye murisi …’dan intikal edecek 44, 45, 48, 49 ve 57 parsel sayılı taşınmazlardaki hak ve payın satışının vaat edildiğini, kendi edimini yerine getirdiğini, taşınmazların 10.10.2006 günü devri gerektiği halde devredilmediğini ileri sürerek, taşınmazlardaki payların adına tescilini istemiştir.
Davalı …’nin yargılama sırasında vefatı ile mirasçıları davaya dahil edilmiş, davalı …, murisinin fiil ehliyeti bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiş, diğer dahili davalılar yanıt vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, dahili davalı … vekili temyiz etmiştir.
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
TMK’nun 9. maddesinde “fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Fiil
ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin olmayı kabul eden TMK’nun 10. maddesi ise, “ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır” şeklindedir. Davranışların, eylem ve işlemlerin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, yükümlülük altına girebilme ehliyetinin varlığı kabul edilemez. Bu husus TMK’nun 15. maddesinde “Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz” biçiminde yer almıştır. 11.06.1941 tarihli ve 4/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca da, geçerli bir iradesi bulunmayan kişinin kanunda gösterilen ayrık durumlar dışındaki yapacağı işlemler hukuki sonuç doğurmayacağından karşı tarafın iyi niyetli olması da o işlemi geçerli hale getirmeyecektir.
Somut olayda, davacı, davalı …’nin vekili … ile … 2. Noterliği’nde düzenledikleri satış vaadi sözleşmesine dayanarak tapu iptali ve tescil talep etmiştir. Mülkiyeti nakil borcu yüklenen davalılar murisi …, davacının dayandığı satış vaadi sözleşmesinde vekil sıfatıyla hareket eden …’e satış vaadi sözleşmesi yapma yetkisini de içeren 24.04.2003 günlü vekaletnameyi vermiştir. Anılan vekaletnamenin düzenlenmesi sırasında herhangi bir doktor raporu alınmadığı anlaşılmaktadır. Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinde … hakkında açılan 2005/26E. 2006/187K. sayılı davada Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunca düzenlenen 03.03.2006 tarihli rapora dayanarak fiil ehliyeti bulunmadığı gerekçesi ile ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kamu düzeni ile ilgili olan ehliyetsizlik iddiası yargılamanın her aşamasında ileriye sürülebilecek itirazlardan olup öncelikle 24.04.2003 tarihinde verilen vekaletnamenin ve bu vekaletnameye dayanılarak yapılan 09.10.2006 günlü satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı tarihte …’nin hukuki işlem yapma ehliyetinin mevcut olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Bu nedenle, …’ye ait … Kliniği hasta değerlendirme formu ve ekleri ile özellikle Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/26E. 2006/187K. sayılı dosyası içerisinde bulunan Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunca düzenlenmiş rapor da gönderilerek …’nin vekaletnamenin verildiği ve satış vaadi sözleşmesinin düzenlendiği tarihlerde hukuki işlem yapma ehliyetinin bulunup bulunmadığı Adli Tıp Kurumundan alınacak raporla tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar bir yana bırakılarak eksik inceleme ve araştırma ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 900,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı …’e verilmesine, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 30.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.