Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/9690 E. 2012/10223 K. 13.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9690
KARAR NO : 2012/10223
KARAR TARİHİ : 13.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.09.2010 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 11.02.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Dava, davacı köy idari sınırları içerisinde kalan taşınmaza davalı köyün sınır uyuşmazlığı yaratarak ve hayvan otlatarak oluşan haksız elatmasının ve orman idaresinden izinle alınan kesimlere müdahalesinin önlenmesi istemine ilişkindir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, ormanlık alanda istihsal amaçlı kesim izni verme yetkisi orman işletme müdürlüğüne ait bulunduğundan mahkeme kararına gerek olmadığı, bu konuda Orman İşletme Şefliğinin tercih … ve izni gerektiği, usul ekonomisi nazara alınarak ve yargılamanın sürüncemede kalmaması için keşif yoluna gidilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı köy, sınır komşusu oldukları davalı köyün kendilerine ait hayvan otlatma alanlarını kullandırtmadığını, özellikle ormandan yararlanmak için sınır ihtilafı çıkardığını, resmi hudutları kabul etmeyerek arazilerine tecavüz ettiğini, hayvanlarını otlattığını, ormanın devletin mülkiyeti ve tasarrufu altında olmasına rağmen köylülerin orman idaresinden aldığı izinle yaptığı kesimlere bile müdahale edildiğini, bu hususların davalı köyün mülki idare sınırlarını tanımayarak veya kendi yararına yorumlayarak müvekkil köyün arazisini işgal etmek arzusundan kaynaklandığını, dava açılmadığı takdirde müdahale alanının genişleyeceğini ve iki köy arasında gerginlik oluşacağını, bu nedenlerle davalı köyün müvekkil köy hudutlarında kalan vaki müdahalesinin önlenmesini istemiştir. Davalı vekili savunmada bulunmadığından davacının dava dilekçesinde dayandığı vakıaları inkar etmiş sayılır. Bu iddia ve inkar doğrultusunda, davalının kararı verilen yere ne şekilde elattığı toplanan delillerden anlaşılamamaktadır.
Bu durumda mahkemece, taşınmaz başında keşif yapılarak her iki köyün müşterek sınırları belirlenip, dava konusu yerin zeminde gösterilmesi istenmeli, yerel bilirkişi, tanık ve tarafların göstereceği diğer deliller toplandıktan sonra keşfi izlemeye yeterli kroki düzenlenerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken taraflar arasındaki uyuşmazlık noktaları tam olarak belirlenmeksizin eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 13.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.