YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6546
KARAR NO : 2021/15059
KARAR TARİHİ : 30.11.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi
Dava, 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılık tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
…Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 4141 üye numarası ile 09.12.1988 tarihinden bu yana ekte sundukları bağkur sigortalılık belgesinden ve şoför çalışma karnesinden anlaşılacağı üzere sigorta kayıtlarının tespiti ve doğrulması için bu davayı açtıklarını, müvekkilinin mevcut hakları için ve ilerde emeklilik işlemleri ile sair işlerde hak kaybının yaşanmaması için odaya kayıtlı olduğu tarihten bugüne kadar eksik gözüken sürenin gerçeği yansıtmadığını beyanla müvekkilinin eksik gözüken sigorta gerçek süresinin tespitine karar verilmesi ile tüm yargılama giderlerinin davalılara müteselsilen yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya ait şahsi sicil dosyasının tetkikinde, …tarihinde vergi kaydına istinaden kayıt ve tescilinin yapıldığı … vergi kaydının sona erdiği, dava konusu … Şoförler ve Otomobilciler Odasındaki kaydının devam ettiğine dair Bağ-Kur Sigortalılık belgesi getirmiş olsa da Sosyal Güvenlik Denetmenleri tarafından yapılan tetkikte oda kaydının usulüne uygun olmadığından oda kayıtlarının dikkate alınmayacağının tespit edildiğini, müvekkili kurumunda bu rapora göre işlem yaptığını, kurum denetmenleri tarafından düzenlenen rapor aksi sabit oluncaya kadar geçerli yazılı belge niteliğine haiz olduğundan raporun aksinin yine yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiğini, Vergi Dairesine yazı yazılarak davacının hangi tarihlerde vergi kaydının olduğunun sorulmasını talep ettiklerini, davacı şoförlük yaptığını belirttiğinden Trafik Tescil Şube Müdürlüğüne yazı yazılarak davacının adına kayıtlı araç olup olmadığı ve hangi tarihlerde olduğunun sorulmasını talep ettiklerini ayrıca Esnaf Odasına yazı yazılarak davacının Esnaf Sicil kaydının olup olmadığının ve hangi tarihlerde olduğunun sorulmasını talep ettiklerini, müvekkili kurumun oda kayıtlarna ve kayıt üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen rapora göre işlem yaptıklarını, davacının oda kaydı 507, 5362, 1479 sayılı yasalara göre usulüne uygun olmadığından dolayı davanın reddinin gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesi ile dava kısmen veya tamamen kabul edilecek olursa davanın açılmasına müvekkil kurum muarıza oluşturmadığından dolayı aleyhlerine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesini talep etmiştir.
Diğer davalı … Başkanlığı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Davacının davasının reddine, karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU NEDENLERİ
Davacı vekili; meslek odası kaydının usulüne uygun tutulmamasının müvekkilden kaynaklı olmadığı müvekkilinin gerekli evrakı temin ve ibraz ettikten sonra kaydın ne şekilde tutulacağını bilebilecek durumda olmadığı, kayıtların müvekkilinin uhdesinde ya da onun tarafından tanzim edilen evraktan olmadığı, aksaklıkların kaydolana yüklenilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu, … Şoförler Odasından gelen 07.08.2015 tarihli yazının müvekkilin 09.12.1988 tarihinde kaydolduğu ve kaydın halen devam ettiğini gösterdiği, dosya içerisinde beyan veren tüm tanıklarının o tarihte kayıt yaptırdığını karnesini aldığını ortaya koyduğundan bahisle kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ:
Davanın yasal dayanağı olan ve 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24. ve 25. maddelerinde kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler ve tüzel kişilerden limited şirketlerin ortakları zorunlu sigortalı sayılmış iken, anılan maddelerde 2229 sayılı Kanun ile yapılan ve 04.05.1979 günü yürürlüğe giren değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, kendi adına ve hesabına çalışma olgusu sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiş, limited şirket ortakları yanında anonim şirketlerin kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyesi olan ortakları da kapsama alınmıştır. Daha sonra, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunla değişik 1479 sayılı Kanunun 24. maddesinin (1) numaralı bendinin (a) ve (h) fıkralarında, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların zorunlu sigortalı kabul edilebilmesi için, esnaf ve sanatkârlar gibi ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar yönünden vergi kaydı, gelir vergisinden bağışık olanlar yönünden kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı bulunma koşulu getirilmiş; anılan madde 22.03.1985 günü yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanunla bir kez daha değiştirilip kapsam genişletilerek, gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar (vergi kaydı bulunanlar) veya esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı bulunanlar ya da kanunla kurulu meslek kuruluşunda usulüne uygun kaydı olanlar zorunlu sigortalı olarak kabul edilmiş, bu düzenleme 4956 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği …tarihine kadar geçerliliğini korumuştur. 4956 sayılı Kanunun 14. maddesiyle değiştirilen hükümle …gününden itibaren zorunlu sigortalılık kapsamına yalnızca, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar alınmış, gelir vergisinden bağışık tutulanlar yönünden ise esnaf ve sanatkâr sicili ile birlikte aynı zamanda kanunla kurulu meslek kuruluşuna yöntemince kayıtlı bulunma koşulları getirilmiştir. Son olarak … tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre, zorunlu sigortalılık için gelir vergisi yükümlüsü olma şartı korunup, gelir vergisinden bağışık tutulanlar için ise esnaf ve sanatkâr siciline kayıt zorunluluğu aranmış, ayrıca, anonim şirketlerin kurucu ortakları kapsamdan çıkarılmıştır.
Kural olarak, 1479 sayılı Kanunda yapılan bu değişiklikler, değişiklikten önceki madde hükümlerinin öngördüğü koşullara sahip sigortalıların sigortalılıklarını sonlandırıcı etkiye sahip olmayıp, bu kişilerin sigortalılık nitelikleri geçerliliklerini korumaktadır ve anılan düzenlemeler, yürürlük tarihinden itibaren sigortalılık niteliği kazananlar yönünden kayıt ve koşullar içermektedir. Başka bir anlatımla, yeni düzenlemeler, değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihlerden sonra ilk kez kayıt ve tescil edilecekler için uygulanmalıdır ki, buna aykırı bir düşünce, yasaca ve hukukça kabulü olanaksız olan kazanılmış hakları ortadan kaldırmak niteliğindedir.
Önemle vurgulanmalıdır ki; ilgili vergi, kanunla kurulu meslek kuruluşu, esnaf ve sanatkârlar sicil memurluğu kayıtları zorunlu sigortalılığın dayanak belgeleri niteliğinde olup, anılan kayıtlara sahip kişiler yönünden ancak, “(diğer) sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalma” ve “herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma” olgularının birlikte gerçekleşmesi durumunda zorunlu sigortalılık söz konusu olabilir. Belirtilen kayıtların yokluğunda zorunlu sigortalılıktan söz edilemeyeceği gibi, anılan sigortalılık niteliğine sahip olunmadığı döneme/sürelere ait prim borçlarının daha sonraki tarihlerde Kurumca hatalı olarak geriye dönük tahsil edilmesi, ödemeler icra takibi sonucu gerçekleşmediği veya … günü yürürlüğe giren 3780 sayılı Kanun ile …tarihinde yürürlüğe giren 4247 sayılı Kanun hükümleri kapsamında primler yatırılmadığı sürece ilgili yararına usulü kazanılmış hak olgusunu da oluşturmaz.
Diğer taraftan, 11.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanunun 58. Maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 54. maddede “Mülga 4355 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Esnaf Odaları ve Ticaret Borsaları Kanunu, mülga 5373 sayılı Esnaf Dernekleri ve Esnaf Dernekleri Birlikleri Kanunu ve mülga 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkârlar Kanununa göre; esnaf ve sanatkâr siciline veya odasına ya da her ikisine birden kayıtları bulunmakla birlikte üye kayıtlarının mevzuata uygun olarak yapılmadığının tespit edilmesi üzerine, Kuruma kayıt ve tescili yapılmakla birlikte, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılık süreleri geçersiz sayılarak iptal edilen sigortalılardan … tarihinden sonraki sürelere ait prim, gecikme zammı ve gecikme cezalarının …tarihine kadar ödenmiş olması şartıyla 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılıkları başlangıç tarihinden itibaren geçerli sayılır…” düzenlemesine yer verilmiştir.
Anılan maddede belirtildiği üzere, sigortalılık süreleri geçersiz sayılarak iptal edilen sigortalıların sigortalılıklarının geçerli olabilmesi için, birinci şart esnaf ve sanatkâr siciline veya odasına ya da her ikisine birden yapılan kayıtların mevzuata uygun olarak yapılmaması gerekmekte olup ihtilaf konusu dönemlerde kaydı bulunmayıp geçmişe yönelik sahtecilik yolu ile oda ya da sicil kaydı yapılan sigortalılar yönünden anılan düzenlemenin uygulanması mümkün değildir.
Eldeki davada ise, … arasında vergi, 09.12.1988 tarihinden itibaren de devam eder şekilde görünen oda kaydı nedeniyle davacının 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sürelerinin tespitini talep ettiği, ne var ki davalı kurumca yapılan araştırma ile oda kayıtlarındaki usulsüzlük nedeniyle davacının sigortalılığının geçersiz sayıldığı anlaşılmakta olup, öncelikle davacının sigortalılık şahsi dosyasının tamamının celbi ile dosya arasında mevcut ekstreden anlaşıldığı üzere, davacının yaptığı … tarihli prim ödemesi de dikkate alınarak kurumca geçerli sayılan ve sayılmayan sigortalılık sürelerinin tespit edilmesi, davacıdan alınacak açıklama ile talebinin hangi tarihler arasına yöneldiğinin sorulması ve davacının yaptığı prim ödemeleri dikkate alınarak anılan geçici 54. Madde koşullarının tekrar değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Diğer taraftan mahkemece, davalı … yönünden, husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde davanın esastan reddine karar verilmesi de isabetsizdir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve… Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi …Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 30.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.