YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2837
KARAR NO : 2011/3432
KARAR TARİHİ : 09.06.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, maddi tazminatın tahsili istemi ile açılmış; mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 38.196,60 TL alacağın, ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş ve verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davacı vekili, yanlar arasında 20.06.2000 tarihli sözleşme yapıldığını; davalı şirketin sözleşmede yazılı koşullarla … ili … bölgesinde yapılacak olan 504 adet kalıcı konutların götürü bedelle ve anahtar teslimi şeklinde yapımını yüklendiğini ve sözleşmenin ifa ile sonuçlanmasından sonra 09.10.2003 tarihinde meydana gelen fırtınada şirketçe yapılan bazı binaların çatılarının uçmuş olduğunu, davalı şirket tarafından gereken onarımın yapılması için davalıya başvurulduğu halde; davalının, onarım işini yapmadığını ve onarım işinin dava dışı başka bir şirkete yaptırıldığını ve 31.12.2003 tarihinde 63.611,00 TL onarım bedelinin ödendiğini ileri sürerek davalıdan tahsilini dava etmiştir.
Yanlar arasında yapılan 20.06.2000 tarihli sözleşme, BK’nın 355. maddesinde tanımlandığı üzere; niteliğince, bir “eser” sözleşmesidir. Davacı eser sahibi; davalı ise yüklenicidir. Mahkemece, yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucu sunulan bilirkişi kurulu raporları değerlendirildiğinde; fırtına sonucu hasar gören bina çatılarının yüklenici tarafından ayıplı olarak imâl edildiği ve ayıpların “gizli ayıp” niteliğinde olduğu sonucuna varılmaktadır. Yüklenici, yüklendiği işin uzmanı olduğundan eseri, sözleşme ve yasa koşullarına, fen ve sanat kurallarına uygun olarak imâl etmekle yükümlüdür. Yüklenicinin bu ödevi, BK’nın 356. maddesi uyarınca eser sahibi davacıya karşı olan “özen borcu” gereğidir. Bu hukuksal sebeple, davalı şirket, ayıpların giderilmesine ilişkin davacı tarafça yapılan
masrafları karşılamak durumundadır. Ancak; mahkemece, bilirkişi kurulu raporuna dayalı olarak, davalı yüklenicinin %60 oranında kusur ile ve bu kusur oranına göre sorumlu tutulmasının gerektiğinin kabulü ile %60 oranındaki kısma isabet eden 38.196,60 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır. Çünkü, BK’nın 51. maddesi hükmü gereğince, birkaç kimse değişik sebeplerle sorumlu olursa, onlar için birlikte bu zararı yapan kimselere ilişkin kurallar uygulanır. Zararlı sonuçtan ötürü bilirkişi kurulu raporunda kusur verilen dava dışı kontrol teşkilatı ile proje mükelleflerinin davalı ile birlikte sorumlu tutulmalarının gerektiği açıklanmış olsa dahi; BK’nın 51. maddesi hükmü ve yanlar arasındaki eser sözleşmesi gereğince, yüklenici davalı şirket, onarım bedellerinin tümünden ötürü sorumludur. Dava da, davalı yüklenici şirket aleyhinde açılmış bulunmaktadır. O halde; davalı şirket hakkındaki davanın tamamen kabulü gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulü doğru olmamış ve kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Davalı vekilinin temerrüt faizine ilişkin diğer temyiz itirazı incelendiğinde ise; mahkemece, HUMK’nın 388 ve 389. maddeleri hükümlerine aykırı şekilde “ödeme tarihinden itibaren” denilerek ödeme tarihleri de gösterilmeden davası kabul edilen alacağa temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmesinin doğru olmadığı anlaşıldığı gibi; dava tarihi itibariyle davalı borçlu temerrüdüne düşürülmüş olduğu halde dava tarihi itibariyle temerrüt faizi uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin de BK’nın 101/I. maddesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Çünkü, davası kabul edilen alacağa temerrüt faizi uygulanması için davalı borçlunun, alacaklı davacı tarafından borçlu temerrüdüne düşürülmüş olması zorunludur. Az yukarıda açıklandığı üzere; davalı, dava tarihi itibariyle borçlu temerrüdüne düşürülmüştür. Kararın bu sebeple de davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; 2. bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına; 3. bentte gösterilen nedenlerle de kararın davalı şirket yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 09.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.