YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8256
KARAR NO : 2012/2947
KARAR TARİHİ : 05.03.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 20/04/1982-12/04/1991 tarihleri arasında …’lu olduğunun tespitiyle SSK primleri ve askerlik borçlanması ile birlikte emekliliğe hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Davacı … sigortalılık başlangıcının 20.04.1982 olduğunun, 12.04.1991 tarihine kadar primlerin tamamını ödediğinin tespiti ile bu sürelerin sigortalılık süresine eklenmesine ve ayrıca SSK sigortalılığı ve askerlik borçlanması ile birlikte yaşlılık aylığı alabileceğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının istemi yönünden kısa kararda “Davalı kurum işleminin iptali ile davacının 1479 Sayılı Yasa Kapsamındaki … sigortalılığının başlangıcının 20.04.1982, ve 20.04.1982 ila 12.04.1991 tarihleri arasında prim borcu olmadığının tesbiti ile bu dönemin … sigortalılık hizmetinden sayılmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verildiği, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise, “Davanın kısmen kabul, kısmen reddine, davalı kurum işleminin iptali ile davacının 1479 Sayılı Yasa Kapsamındaki … sigortalılığının başlangıcının 20.04.1982 ila 12.04.1991 tarihleri arasında prim borcu olmadığının tesbiti ile bu dönemin … sigortalılık hizmetinden sayılmasına, Fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verildiği, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında sigortalılık başlangıcı ile prim borcu bulunmayan sürelerin ayrı ayrı yazılmadığı görülmektedir.
Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Konuyla ilgili 10.4.1992 günü ve 991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazların kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05/03/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.