YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5399
KARAR NO : 2011/6801
KARAR TARİHİ : 25.05.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.03.2010 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 22.02.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 6 sayılı parsel maliki olduğunu, taşınmazın çapı içerisinde davalıya ait 1 adet zeytin ağacı bulunduğunu, zeytin ağacından yararlanan davalının mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, ağacın bedelinin ödenmesi koşuluyla kendisine bırakılmasını veya davalı tarafından sökülerek götürülmesini istemiştir.
Davalı, örf ve adete göre çekişme konusu zeytin ağacından yararlanma hakkı bulunduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, savunma doğrultusunda dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 683.maddesi gereğince eşyaya malik olan kimsenin, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisi vardır. Malik, malına haksız elatan kimseye karşı bu elatmanın giderilmesini dava edebilir. Yasanın 718.maddesine göre de, mülkiyet hakkının kapsamına yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Dolayısıyla, yürürlükte olan mevzuata göre istisnalar dışında zemin mülkiyetini ayrı, üzerindeki yapı, bitki ve kaynakları ayrı düşünmek mümkün değildir.
Ne var ki, Türk Medeni Kanununun yürürlüğünden önce eski hukukumuzda, taşınmaz zemininin bir kimseye üzerindeki yapı ya da dikilen şeylerin de başka bir kimseye ait olması ilkesi kabul edilmiş, bu şekilde ikili bir mülkiyet türü benimsenmiştir. Özellikle de, zeytin ağaçları için ağaçların sayısını belirtir zeytinlik tapuları oluşturulmuş, bu şekilde zemine ayrı üzerindeki muhdesata ayrı tapular verilmiştir. Başka bir deyişle, Medeni Kanunun yürürlüğünden önce ağaçlar, zeminin bütünleyici parçası sayılmamıştır.
Bu genel anlatımlardan sonra somut olaya gelince; 6 sayılı parsel malikinin davacı olduğu, üzerinde çekişme çıkartılan zeytin ağacının da 6 sayılı parselin çapı kapsamında kaldığı uyuşmazlık konusu değildir. Diğer taraftan, davalının veya davalının bayii olan kimselerin 6 sayılı parselin çapı kapsamında kalan yerdeki zeytin ağacına ilişkin bir zeytinlik tapusunun bulunmadığı da tartışma dışıdır. O halde davalı, eski hukukumuza dayanarak davacının mülkiyetindeki taşınmazın bütünleyici parçası olan zeytin ağacı üzerinde hak iddia edemez.
Ancak, davacı ya zeytin ağacının bedelini ödemek suretiyle ağacın kendisine bırakılmasını veya davalı tarafından sökülüp götürülmesini istediğinden, taleple bağlı kalınarak bu istemin incelenmesi ve sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekir.
Mahkemece bu yönler gözardı edilerek, somut olaya uygun düşmeyen Dairemize ait bir karardan da bahsedilerek davanın yazılı olduğu şekilde reddi doğru olmamıştır.
Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 25.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.