YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4479
KARAR NO : 2011/5888
KARAR TARİHİ : 02.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 15.06.2009 gününde verilen dilekçe ile tapulu taşınmaza müdahalenin önlenmesi, kal ve ecrimisil değilse tazminat, karşılık davada temliken tescil ve müdahalenin önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacıların müdahalenin önlenmesi ve kal talebinin kabulüne, ecrimisil ve tazminat taleplerinin reddine, karşılık temliken tescil ve men’i müdahale niteliğindeki karşı davanın reddine dair verilen 00.11.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ve karşı davacı … Toprak San.Tic.A.Ş. vekili ve davacı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, müdahalenin önlenmesi, kal, ecrimisil, eski hale iade ve tazminat isteğine, karşı dava ise temliken tescil ve elatmanın önlenmesi istemlerine ilişkindir.
Müdahalenin önlenmesi ve kal isteyen davacılar 2255 sayılı parselde müşterek paydaş olup davacılar … ve … dışında tapuda “… kızı …”de 11/24 pay malikidir.
Türk Medeni Kanununun 688 vd. maddeleri uyarınca, paylı mülkiyetin konusu; fiili olarak bölünmemiş eşyaya ve müşterek mülkiyet ise aynı hukuki statüde bulunan birden çok kişinin belirli bir eşyaya aynı anda paylı olarak malik oldukları bir topluluk mülkiyeti şeklindedir. Paydaşların eşya üzerinde sahip bulundukları hisse maddi olarak (fiilen) bölünmüş olmayan soyut bir hisse niteliğindedir. Başka bir anlatımla, fiziki bölünme değil, pay yönünden bölünmenin söz konusu olduğu, dolayısıyla her paydaşın müşterek eşyanın her parçasında hakkının bulunduğu, ayrıca müşterek eşya ile ilgili bölünebilen yetkiler üzerinde her hissedarın payı oranında bağımsız hakkının bulunduğu, fakat bölünemiyen yetkilerde herkesin hakkının eşyanın tamamını kapsadığı açıktır. Belirtilen nedenle, paylı mülkiyete konu taşınmaza elatılması halinde her paydaşın bu elatmanın önlenmesini tek başına istemesi mümkün ise de, Hukuk Genel Kurulu’nun 13.06.1984 gün ve 1982/358-1984/710 Karar sayılı Kararı doğrultusunda elatmanın yanısıra kal isteminin de söz konusu olduğu hallerde tüm müşterek maliklerin davada birlikte yer almaları gereklidir.
Somut olayda kal’e konu yapının bulunduğu 2255 parsel sayılı taşınmazın tüm paydaşlarının davacı olarak davada yer almaları gerekir.
Ayrıca, temliken tescil davasında da 2255 parsel sayılı taşınmazın tüm tapu maliklerinin davalı olarak davada yer almaları gerekir.
Dosya içerisinde bulunan 2255 sayılı parselin paylı maliklerden “… kızı …”nin mirasçılarını gösterir veraset belgesine göre davada yer alanlar dışındaki diğer mirasçılar aleyhine dava açarak bu dava ile birleştirmeleri için davalı vekiline süre verilmeli, bu arada dava sırasında öldüğü anlaşılan … mirasçıları da davaya katılmak suretiyle karşılık temliken tescil davası yönünden de taraf teşkilinin sağlanması gerekir.
Mahkemece kurulacak hüküm davada yer almayan paydaşların hukuki durumunu da etkileyeceğinden usulüne uygun olarak taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; taraflar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 02.05.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.