Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2011/5009 E. 2011/1353 K. 15.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/5009
KARAR NO : 2011/1353
KARAR TARİHİ : 15.09.2011

Mahkemesi :Sulh Ceza – Nazilli 2. Asliye Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi : 16.07.2009-23.09.2009
Esas-Karar No : 2008/642-2009/511-2009/420 D. İş

Taksirle bir kişinin yaralanmasına sebep olmak suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 89/1, 62/1, 52. maddeleri gereğince 5.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığa ait sürücü belgesinin 5237 sayılı Kanunun 53/6. maddesi uyarınca 1 yıl süre ile geri alınmasına dair Nazilli 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 16/07/2009 tarihli ve 2008/642 esas, 2009/511 sayılı kararı ile ilgili olarak;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53/6. maddesinde sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin kararın, hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe gireceği ve süresinin cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlayacağı hususunun yer aldığı, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulandığı, dolayısıyla açıklanmış ve kesinleşmiş bir hüküm bulunmadığından sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin güvenlik tedbirinin ancak hükmün açıklanmasından sonra kararın kesinleşmesiyle yürürlüğe gireceği, mahkûmiyet hükmü açısından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanık hakkında uygulanan sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin güvenlik tedbirinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde verilen karara karşı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 14.06.2010 gün ve 38432 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.06.2010 gün ve 2010/153234 sayılı tebliğnamesi ile ihbar edilmekle;
Dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince; 27.10.2010 gün ve 11011/11109 sayı ile;
İtiraz merci olan Nazilli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.09.2009 gün ve 2009/420 sayılı kararının da kanun yararına bozma konusu yapılıp yapılmayacağı, hususu Adalet Bakanlığına ihbar edilmekle, Adalet Bakanlığınca merci kararına yönelik kanun yararına bozma istemini içeren 26.03.2011 gün ve 15925 sayılı ihbar yazısına atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.05.2011 gün ve 2011/156362 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dosya tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı TCK’nın 89/1, 62 ve 52. maddeleri uyarınca 5000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve hakkındaki hükmün 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin, aynı Kanunun 53/6. maddesi uyarınca bir yıl süre ile sürücü belgesinin geri alınmasına Nazilli 1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 16.07.2009 gün ve 642/511 sayılı karara karşı sanık tarafından itiraz edilmesi üzerine, Nazilli 2. Asliye Ceza Mahkemesince 23.09.2009 gün ve 2009/420 D. İş sayılı karar ile itirazın reddine karar verilmiş, Adalet Bakanlığınca, 5237 sayılı TCK’nın 53/6. maddesi ile ilgili uygulamanın da hükmün içeriğine dahil olması nedeniyle, açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hüküm içinde yer alması gerektiği gerekçeleriyle, Sulh Ceza Mahkemesi ve itiraz mercii kararlarına karşı kanun yararına bozma kanun yoluna başvurulmuştur.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bünyesinde biri açıklanmaması nedeniyle henüz hukuki varlık kazanmayan, bu niteliği itibariyle de gerek olağan gerekse olağanüstü kanun yolları denetimine konu olamayacak hüküm ile, bu hükmün hukuki varlık kazanmasını belirli bir süre engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararından oluşan iki ayrı kararı barındırmaktadır.
İtiraz merciince hükmün içeriği incelenemeyeceğinden ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartları yönünden de bir isabetsizlik bulunmadığından itirazın reddine karar verilmiştir. 5237 sayılı TCK’nın 53/6. maddesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra uygulanması, hangi sırada uygulanmış olursa olsun bu güvenlik tedbirinin hükmün içeriğine dâhil olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğinden ve hüküm açıklanmadığı sürece infaz edilemeyeceği, esasen kanun yollarına ilişkin tüm başvuruların da uygulama sırası nedeniyle doğan tereddüdün giderilmesini sağlamaya yönelik olduğu nazara alındığında, Adalet Bakanlığınca kanun yararına bozma konusu yapılan mahkeme ve itiraz mercii kararlarının sonucu itibariyle doğru olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Adalet Bakanlığının Nazilli 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 16.07.2009 gün ve 642/511, Nazilli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.09.2009 gün ve 2009/420 D. İş sayılı kararlarına yönelik kanun yararına bozma talebinin 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın gereği için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.09.2011.tarihinde oybirliğiyle karar verildi.