YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14378
KARAR NO : 2011/444
KARAR TARİHİ : 20.01.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar, arasındaki ipoteğin fekki davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 23.09.2010 gün ve 2010/7141-9065 sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ipotek şerhinin kaldırılması istemine ilişkindir.
Davalı …, bayisi olan … A.Ş.’nin bayilik sözleşmesini dava dışı … Ltd.Şti.’ne temlik ettiğini, yaptığı bu temlik sebebiyle de dava dışı … Ltd.Şti.’nin borçlarına müteselsil kefil olduğunu, … Ltd.Şti.’nin de kendilerine borçlu bulunduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … A.Ş., davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, dava kabul edilmiş, hükmü davalı … temyiz etmiş, karar Dairemizin 23.09.2010 tarihli ilamıyla ve ilamda yazılı nedenlerle bozulmuştur.
Davacı …, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Bilindiği üzere, ipotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasındaki anlaşmanın (rehin sözleşmesi) bulunması ve rehin sözleşmesinin Türk Medeni Kanununun 856. maddesi gereğince tapu siciline tescil edilmesi gerekir. Tapu siciline tescil edilen rehin sözleşmesi, sözleşmenin tarafları arasındaki rehnin kapsamını tayin eder. Başka bir anlatımla, rehin sözleşmesi ne tür teminatlar için düzenlenmişse, o teminatların varlığı halinde
2010/14378 – 2011/444
güç kazanır. Alacağın sona ermesi halinde alacaklı, terkin taahhüdünü iradesiyle yerine getirmezse, taşınmaz maliki ipoteğin fekkini (kaldırılmasını) dava yolu ile isteyebilir.
Somut olayda; incelenen ve ipotek aktinin çerçevesini tayin eden 05.05.2004 günlü resmi akit tablosu içeriğinden ipoteğin “… Petrol Ürünleri San. Tic. A.Ş. şirketinin doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını oluşturmak üzere” tesis edildiği ve 250.000,00 TL bedelli olduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle ipotek, azami meblağ (üst sınır ipoteği) ipoteğidir. Türk Medeni Kanununun 851 ve 881. maddelerinde ifadesini bulan azami meblağ (üst sınır) ipoteğinde alacağın ulaşacağı miktar önceden belirsiz olduğundan taşınmazın ne miktar için teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosunda gösterilen limitle sınırlanabilir. Türk Medeni Kanununun 875.maddesinde belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan ana borç, gecikme faizi, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan borcun toplam miktarının bu limiti aşması olanaklı değildir. HGK’ nun 1989/11-294 E. 1989/378 K. ve 24.05.1989 tarihli kararında da yukarıdaki kural benimsenmiştir. Bu kural uyarınca üst sınır ipoteğinde alacak bakımından bir üst sınır tespit edilerek teminatın kapsamı saptanmaktadır. Bu şekilde rehin edilen alacağın tutarı değil, ipotekli gayrimenkulün sorumlu olduğu üst miktar belirlenmektedir. O halde teminat, alacağı ve alacaklı icra takibi yapmışsa takip giderleri ile temerrüt faizlerini, üst sınıra kadar sınırlamaya tabi olmaksızın sağlamaktadır.
Her ne kadar davalılardan … A.Ş. bayilik ilişkisini 29.07.2004 tarihli sözleşmeyle … Ltd. Şti.’ne temlik etmiş ve bu sözleşmede dava dışı … Ltd.Şti.’nin davalı …Ş.’ye olan borçlarına müteselsil kefil olmuş ise de, temlik sözleşmesinden kaynaklanan Total A.Ş.’ye olan borçların 05.05.2004 tarihli ipotek sözleşmesi kapsamı dışında kaldığı çok açıktır. Dolayısıyla, Total A.Ş. temlik sözleşmesinden kaynaklanan … Ltd.Şti.’ne borcundan dolayı 05.05.2004 günlü rehin sözleşmesine başvuramaz.
İpotek alacaklısı 05.05.2004 tarihli rehin sözleşmesi sebebiyle … A.Ş.’den değil, dava dışı … Ltd.Şti.’nden alacaklı olduğunu iddia ettiğini, davalının … Ltd.Şti.’nden olan alacağı ise teminat dışı bulunduğuna göre, ipoteğin terkininde yasaya aykırılık yoktur. Mahkeme kararının açıklanan bütün bu nedenlerle onanması gerektiği halde, yanılgılı değerlendirme sonucu bozulduğu bu defa yapılan incelemede anlaşıldığından, davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile hüküm onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile bozmaya ilişkin Dairemizin 23.09.2010 tarihli ve 2010/7147 – 9065 sayılı ilamının KALDIRILMASINA, yapılan yargılamaya,
2010/14378 – 2011/444
toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davalılardan Total A.Ş.’nin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, peşin yatırılan karar düzeltme harcının istek halinde yatırana iadesine, aşağıda yazılı onama harcının davalıya yükletilmesine, 20.01.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.