Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/4565 E. 2011/6210 K. 05.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4565
KARAR NO : 2011/6210
KARAR TARİHİ : 05.05.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.01.2010 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 118 ada 6 parsel sayılı taşınmazın genel yola bağlantısı olmadığını belirterek davalılara ait aynı ada 8 parsel sayılı taşınmazdan bedeli karşılığında geçit hakkı tesisi istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davalılardan … temyiz etmiştir.
Dava Türk Medeni Kanununun 747 maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlemesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap vermemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır.
Somut olayda; davacının maliki olduğu 118 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 2 tarafı davalılara ait 118 ada 8 parsel sayılı taşınmazla çevrilidir. Keşif sonucu düzenlenen fen bilirkişisi …’in28.05.2010 tarihli raporunda geçit hakkı tesisi için dört alternatif belirlenmiştir. A ve B alternatifleri kısa olmasına rağmen davalı taşınmazını ikiyi bölmektedir. Davalılar keşifte bilirkişinin raporunda (C) ile gösterilen ve yeşil renkle taralı yerden geçit verilmesini kabul ettiklerini, kendi taşınmazlarından 1,5 m dava dışı 5 no’lu parselin sınırından 1,5 m olmak üzere verilecek toplam 3 m.lik yolun 5 sayılı parselin yola çıkışı için verilen batı sınırındaki yol ile birleşmesiyle verilecek yolun fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine uygun olacağını belirtmişlerdir. Ayrıca davalılardan …’nın 06.12.2010 havale tarihli dilekçesinde bilirkişinin raporunda (D) ile gösterilen yerden geçit kurulmasını talep ettikleri anlaşılmaktadır. Fen bilirkişisinin raporunda belirtilen dört alternatifin m2 olarak miktarları belirtilmiş başka özelliklerinden bahsedilmemiş ve en az alana sahip (A) seçeneğinin uygun olduğu kanaati bildirilmiştir. Ziraat bilirkişisi … Murat da raporunda parsellerin genel durumundan bahsetmiş ancak geçit güzergahı olarak belirlenen seçeneklerin irdelemesi yapılmamış ve fen bilirkişinin en uygun yer olarak belirlediği alanın bedeli hesaplanmıştır. Görülüyor ki, her iki bilirkişinin raporu keşfi denetlemeye elverişli değildir.
Bu durumda mahkemece, uzman bilirkişilerin katılımı ile yeniden keşif yapılarak keşfi izlemeye elverişli rapor alınmalı, davalıların kabul ettikleri güzergahlar (5 parsel sayılı taşınmaz malikinin davada taraf olmadığı da dikkate alınarak) irdelenmeli, fedakarlığın denkleştirilmesi ve davalı taşınmazının bütünlüğünün bozulmaması ilkeleri dikkate alınmalı, uygun olması durumunda (D) seçeneğinde belirlenen güzergahtan geçit kurulmalı, buradan geçit kurulması uzunluğu dışında başka nedenle uygun değilse bu nedenler raporda açıklanmalıdır.
Mahkemece, dosya kapsamından anlaşılamayan ve raporlara yansımayan bir takım gerekçeler ile sırf daha kısa olduğu için (A) seçeneğinin kabulüne ilişkin hüküm doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; (A) seçeneğinden geçit hakkı kurulması durumunda davalılara ait 118 ada 8 sayılı parselin bütünlüğü bozulacağından bu seçenekten geçit kurulması da yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 05.05.2011 tarihinde oybiriliği ile karar verildi.