YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4176
KARAR NO : 2011/3242
KARAR TARİHİ : 01.06.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, alacağın tahsili amacıyla davacı tarafından davalı hakkında adi takip yoluyla başlatılan icra takibine takip borçlusu davalının vâki itirazının iptâli istemiyle açılmış; mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Niğde 1. İcra Müdürlüğü’nün 2008/6102 takip sayılı dosyası kapsamından; davacı şirket tarafından, 29.08.2008 tarihli 9054 numaralı fatura dayanak alınarak, davalı kooperatif hakkında adi takip yoluyla başlatılan icra takibinde; 152.100,00 TL asıl alacak ile 2.137,73 TL işlemiş temerrüt faizinin tahsilinin istendiği, takip borçlusu kooperatif temsilcilerince 8.450,00 TL tutarındaki asıl alacak kabul edilerek, fazlaya ilişkin alacak miktarına ve faiz oranına itirazda bulunulduğu ve takibin durduğu anlaşıldığı gibi; İİK’nın 67. maddesi hükmüne dayalı itirazın iptâli davasında, hak düşürücü nitelikteki bir yıllık süresi içinde açıldığı tespit olmuştur.
Yukarıda açıklandığı üzere; takip konusu asıl alacağın 8.450,00 TL tutarındaki kısmına takip borçlusu davalı tarafından itirazda bulunulmamış olduğundan, buna ilişkin icra takibi kesinleşmiştir. Buna göre, itiraza konu takip konusu asıl alacak miktarı 143.650,00 TL olmaktadır. O halde, itirazın iptâli davasının konusunu da belirtilen asıl alacak miktarı ile takip konusu işlemiş temerrüt faizi oluşturmaktadır. Mahkemece, açıklanan bu husus gözetilmeden icra takip konusunun tamamının dava konusu olduğu kabul edilerek davalının vâki itirazının iptâline karar verilmesi doğru değildir.
BK’nın 101/I. maddesi gereğince, istenebilir bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile borçlu temerrüdüne düşürülebilir. Borcun ödeneceği gün, taraflarca oybirliği ile belirlenmiş veya saklı tutulan bir hakka dayanılarak, iki taraftan birince usulüne göre bir ihtarda bulunma yoluyla saptanmış ise, borçlu, sadece bu günün dolmasıyla borçlu temerrüdüne düşmüş olur. Somut olayda, BK’nın 101/I. maddesi hükmünün uygulanması gerekir. Anılan Yasa hükmüne göre de davalı icra takip tarihi itibariyle borçlu temerrüdüne düşürülmüştür. Çünkü, icra takibine dayanak alınan fatura, borcun ödenmesi talebini içermediğinden temerrüt ihtarı niteliğinde olmadığı gibi; takipten önceki tarih itibariyle de davalının borçlu temerrüdüne düşürülmüş olduğu alacaklı davacı tarafından kanıtlanmamıştır. Bu nedenlerle; mahkemece takip konusu işlemiş temerrüt faizi alacağına yönelik borçlu itirazı haklı olduğu halde temerrüt faizinin tutarı da hesaplattırılmadan davacının talebiyle bağlı kalınarak takip konusu işlemiş temerrüt faizine yönelik itirazın iptâline karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Diğer yandan, 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddesi gereğince, davada değer ölçüsüne göre nisbî başvuru harcı alınması gerekirken; mahkemece, maktu başvuru harcı alınması doğru olmadığı gibi; aynı Kanun’un 30 ve 32. maddeleri gereğince noksan harç tamamlanmadan davanın yargılamasına devam olunması, ayrıca karar ve ilâm harcının da yanlış hesaplanması Harçlar Kanunu’na aykırı olmuştur.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 01.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.